Oyun inceleme

Messiah (2000)

Dünyayı kurtaracak olan mesih bu oyundaki gibi bir şey mi? Öyle olmaması için birkaç sebep var.

Gencim, güzelim…

Oyunun çok da ilginç olmayan bir hikayesi var. 2000’li yıllarla birlikte kaosa sürüklenen bir dünya, kendini her şeyin tek hakimi ilan eden bir şeytan ve ona hizmet eden yoz insanlara karşılık Tanrı tarafından işleri düzeltmek için gönderilmiş bir melek; Bob. Çok kısa bir süre önce Omikron’da gördüğümüz beden değiştiren ruh fikri burada da karşımıza çıkıyor. Zaten melek Bob’un kendi fiziksel şartlarıyla böyle ciddi bir savaşa soyunması mümkün olamazdı. Çünkü adamımız kendi bedenindeyken sevimli bir ördek yavrusunu andırıyor ve küçücük kanatlarıyla uçabildiği saniyeler dışında yapabileceği fazla bir şey yok. O yüzden her fırsatta gizli silahınızı kullanacak, yani beden değiştireceksiniz. Beden değiştirmenin bir faydası da o bedende kaldığınız süre içinde kendi sağlık gücünüzü tekrar kazanma şansınız olması. Kullandığınız bedenin sağlığını hap yutar gibi kendi kendinize arttırabiliyorsunuz. Messiah’taki beden değiştirme işlemi Omikron’dakinden oldukça farklı. Burada bir düşmanla savaş halindeyken bile gidip onun bedenine girebiliyorsunuz. Böylece işiniz bitince eski halinize dönüp düşmanı yok etme şansınız olabiliyor. Sonuç olarak karşınıza çıkan herkese olması sansınız var ve Bob olarak ise bahsedilen en önemli yeteneğiniz bu.


Yetenekli de sayılırım…

Oyun piyasaya çıkmadan önce yapılan reklamlar bunun bir shooter olacağı izlenimini veriyordu ama Messiah’ta türler arası bir oyun demek de mümkün. İçinde aksiyon, adventure ve platform oyunlarının özelliklerini taşıyor. Oyunun içinde heyecan verici silahlı çatışmalar da var ama genellikle yapmak durumunda kalacağınız şey bir kapıyı açmak için gerekli olan düğmeyi aramak ya da platformlar arasında zıplayarak ilerlemek olacak. Oyun lineer olarak ilerliyor, yani yapacağınız şeylerin sırası önceden belirlenmiş durumda ama bir level içinde araştırabileceğiniz çok sayıda mekan olması ve bunların kendi içinde zaten mantıklı bir sıralamaya sahip olması tekdüzeliği ortadan kaldırıyor. Ama bilirsiniz, bir oyunu tekdüze yapan tek şey olayların sıralı gittiğini bilmek değildir. Bir noktadan sonra kendinize bakıp “şuradan da zıplayayım, şu adamı da haklayayım, şu bulmacayı da çözeyim” demekten sıkıldığınızı farkedeceğiniz an çok da uzakta değil. Messiah, bölümler ilerledikçe gelişip, zorlaşan ve daha karmaşık bir hale gelen bir oyun değil.

Oyunun sonlarına geldiğinizde bile hala ilk bölümlerde yaptığınız şeyleri tekrarlamaktan sıkılmanız kaçınılmaz olacak. Ama sıkıcı bulmanıza rağmen platform oyunlarını seviyorsanız çok da sorun değil, zira Messiah sizin gibi birinin daha keyifli karmaşayı beslemekten bilen, oldukça kısa bir oyun.

Messiah’ın kontrolünü çözmek ve oyuna hakim olabilmek için bir süre çaba göstermeniz gerekiyor, zaman gerekecek. Çünkü oldukça karmaşık kontrollere sahip olmasına rağmen bu oyunun bir eğitim bölümü yok. Bu yüzden başlangıçta biraz dikkat ve sabır gerekiyor. İyi öğrendikten sonrasına gayet keyifli, tabii bug’ları saymazsak. Oyunun en hissedilir tatlı yanı düşmanlarınızın yapay zekası. Hiç beklemediğiniz anlarda karşılaşacak ve şaşırtıcı hamlelere sahip olacaklar. Bu tabii ki hala onların sizin yapabilecek zekada olduklarını göstermiyor, sadece bir yapay zeka için başarılı.


Görsel açıdan bakıldığında bu oyun oldukça iddialı. Özellikle de sağda solda göreceğiniz panolar üzerindeki oynayan videolara karşı koymakta ekleneceksiniz. Oyun geliştiricisi ekip Shiny Entertainment son birkaç yıldır özellikle teknolojik açıdan zinde oldukları ortada. Karşınıza çıkacak olan mekanlar için de titizlikle çalışıldığı belli. Tümü de içinde ince ayrıntılar saklayan, dikkatli bakıldığında görülebilen çok daha fazlasına sahip olduğu anlaşılan şaşırtıcı mekanlar. Mekanlar için kullanılan dokular ve ilginç tasarımlar da dikkat çekici. Tasarım açısından bakıldığında aynı ilginç ve etkileyici yaklaşımı karakterlerde de görüyoruz. Ne yazık ki bu işin de bütünlüğü kusursuz olarak kotarıldığını söyleyemeyeceğiz. Çünkü Shiny mekanlarda kullandığı teknolojiyi ve özeni karakterlerde kullanmamış. Oyunda karşınıza çıkan herhangi birini dikkatlice incelerseniz beden hareketlerinin uyumsuzluğu ve yapaylık dikkat çekebiliyor. Karakterler içinde en fazla Bob dikkat çekecek. Bu küçük, sevimli melek sağa sola koşturup, atlayıp hoplarken insanda bir çeşit Elmyra sendromu yaratıyor. Yani, “sen ne tatlı bir şeysin” deyip şımarıklık oynayabileceğiniz kadar sevimli bir tip. Uçmaya başladığında, doğrusu onu aslında hiçbir yere götürmeyen kanatlarını çırpmaya başladığında ise işi gücü bırakıp şefkat göstermek geliyor insanın içinden.


Elimden de her iş gelir

Sesler ve müzik için söylenebilecek çok fazla şey yok. Çünkü oyun bir parçası olarak kullanmaktan uzaklar. Ya da ben oyunun diğer ayrıntılarına çok fazla ilgi duyduğum için bir şeyleri kaçırdım ama iyi ses ve müziklerin buna izin vermemesi gerekirdi. Efektler ve seslendirmeler aslında oldukça eğlenceli ve yerli yerinde ama dediğim gibi tek sorun pek algılanmamaları. Müzik oyunun genelini kendini hissettirmese de çarpıcı ses efektleri kullanımı baskın gitmenizi sağlıyor. Ya da belki bir an önce bu müzikten kurtulmak için aradaki herkesin ölmesini dilemiş olabilirsiniz.

Oyunun sonlarına doğru kendinizi amaçsız ve niçin olduğunu bilmediğiniz şeyler yapmaya yükümlü bir kukla gibi hissetmeye başlayabilirsiniz. Çünkü bir yerden sonra olaylar arasındaki bağlantılar zayıflamaya başlıyor ve sonunda da iyice kopuyor. Bu durumda devam edebilmenin tek yolu soru sormamak. Sadece hikaye kurgusunun çok da sağlam olmadığını bilmekle yetinmeniz, bu soruna kafanızı karıştırmamanızı öneririm.


Koca adaylarına duyurulur

Sonuç olarak, Shiny Entertainment’ın Messiah içinde bir miktar eğlence, bir miktar sıkıntı, bir miktar eksiklik ve bir miktar da heyecan taşıyan bir oyun. Kötü bir oyun değil, hatta belki uzun zamandır hiçbir oyunun son sahnesini göremediğimizi düşünenler için iyi bir fırsat. Ama kendinize şöyle ayaklarınızı yerden kesecek bir oyun arıyorsanız tercih etmenizi önerebileceğim bir şey değil. Gerçi oyunu oynamaya ilk başladığınızda içinize umut tohumları serpiyor, bağımlısı olabileceğinizi düşündürüyor ama bu duygu kısa sürede yerini başka şeylere bırakıyor. Aslında sonunda şeytanla kapıştığınız bölümde biraz daha renk katılsa, büyük patronu alt etmek o kadar da sıradan ve basit bir şey olarak sunulmasa bilgisayarın başından kalkarken kendinizi daha güçlü hissedebilirdiniz ama her şey öyle kolay olup bitiyor ki, ortada sahiplenebileceğiniz bir başarı bile göremiyorsunuz. Belki Shiny şimdiye kadar ki en iddialı işinden daha iyi donanmış bir mesih göndermeli bize. Çünkü bu oyundaki potansiyelin böylesine hızla tüketilmesi insanın içini sızlatıyor.


Alternatif

Shadow Man


Grafikler

Görsel olarak neredeyse eksiksiz. Sorun oyundaki karakterlerin boyun teknolojisi yanında çok yavaş kalması.

Ses ve Müzik

Algılanabilirlik sürece ilerledikçe azalıyor. Müzik bazen sıkıcı kadar rutin. Hoparlörler kapatılabilir.

Oynanabilirlik

Kontrollere alışmak biraz vakit alacaktır ama bu aşamayı atlattıktan sonra sorun yok, hatta gayet başarılı.

Atmosfer

Kabin ortamları işlenmiş, yer yer ideal bir oyun. Gayet sessiz sakin oynanabilen bir oyun.


Editör Notu: 62

Üzerinde daha çok çalışılsa birçok yönden daha tatmin edilecek bir oyun olacaktı. Bu haliyle fena değil.

Minimum: Pentium 233, 64MB Bellek, 250MB Harddisk Alanı, 4X CD-ROM
Önerilen: Pentium II 300, 128MB Bellek, 250MB Harddisk Alanı, 4X CD-ROM
3D Desteği: Direct3D
Multiplayer: Yok
PSX Versiyonu: Yok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir