Blog
Tzar: The Burden of the Crown (2000)
Warcraft’tan sonra pek çok oyun fantaziyle RTS’yi birleştirmeye çalıştı ama…
Yapım: Haemimont
Dağıtım: Talonsoft
Tür: Real Time Strateji

Çalışmanın ve üretmenin hayatımızın amacı olduğunu düşünmeye başladığımızdan beri, gelecek hakkında da sorular sormaya başladım. “Nereye kadar” ve “Neden”lerle dolu bu soruların varoluşçuluğa kadar da girmeye başladılar. Bazen herşeyi bırakıp kaçmak istesem de, kaçmanın da insanı bir yerden sonra sıkacağını biliyor olmam beni olduğum yerde kalıp kaderimle savaşmaya zorlardı. Ve bazen de hiç beklemediğim oyunlar hayatımda bulamadığım cevapları bana verdiklerinde şaşırıp kalırım ama aslında o da yadırganacak bir şey değildir bu günkü oyunlar da birer sanat eseridir ve onları yapanlar da insanlardır. Dolayısı ile aradığınız bir sorunun cevabını bir oyunun içinde bulmakla bir kitabın içinde bulmak arasında çok da fark yoktur. Bunları düşünmeme neden olan Tzar ise Warcraft gibi fantazi dünyası ile Real Time Strateji’yi birleştiren ilginç bir yapım.
Sana Büyü Sanatının İnceliklerini Öğretecem Çekirge
Half Life’a benzer oyunların ardından çekip çıkartılan konuyu sunuş tarzının benzerini uygulayan Tzar’da bir yandan RTS bir yandan hafif RPG olaylarına girerken içinde girdiğiniz oyunun konusunu da yine oyunun motoru ile hazırlanmış ve oyunun belirli noktalarında kontrolü sizden alarak araya giren küçük animasyonlarla öğreniyorsunuz. Bu uygulamanın her zaman hayranı olmuşumdur. Zaten sırf daha oyunun başında düşmanların köyünüzü basmasıyla gelişen olayların devamını merak ettiğim için oynadığımı söylesem ilk bölümü, belki oyunun sürükleyiciliği hakkında biraz fikir verebilmiş olurum. Elbette pek çoğunuzun klişe bulacağı, ölen babasının ve dedesinin intikamını almak için bir ustanın yanında macera arayan genç bir liderin öyküsü yine pek çoğunuzu sürükleyici gelmeyebilir ancak oyunun diğer RTS’leri kopya etmesi bile oyunda yer alan diğer bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Hakkını da yemeyelim.

Oyuna başladığınızda kendi haline sağda solda dolaşıp köyün işleri ile uğraşan mütevazi kahramanımızı, “koş hemen amcanı gör, seni arıyor acele” diyorlar ve ilk görevinize böylece dalıveriyorsunuz ama işin güzel yanı tüm bunlar olurken oyun durmuyor, ara ekranlar gelmiyor, siz oyuna devam ederken görevleriniz gelip size bildiriliyor. Bu şekilde 25 görev geçiyorsunuz ve işin güzel yanı sanki bir adventure ya RPG oynarmışçasına oyunda kesilmeler veya görevden göreve geçerken yaşanan kopukluklarla karşılaşmıyorsunuz.
Araştırma-Geliştirme-Kaynak Yönetimi
Bir RTS’nin başarılı olabilmesi için oyunda araştırmanın da önemli rol oynadığını kabul etmek lazım. Starcraft oynarken eminim farketmişsinizdir. Doğru araştırmaları yapmadığınızda istediğiniz birimleri üretemediğiniz gibi, üretebildiğiniz birliklerin daha güçlü veya dayanıklı olabilmesi için de yine araştırma yapmanız gerekiyordu. Tzar’da da buna benzer bir araştırma sistemi ile yeni birimlere, yeni büyülere, yeni binalara ulaşabiliyorsunuz.

Kaynak yönetimi konusunda ise RTS’ler için devrim sayılabilecek bir yenilikle karşılaştığımızı söylemek yanlış olmaz. Kaynak yönetimi konusunda Age of Empires’i hatırlatan oyunda yiyecek, taş, altın ve odun topluyorsunuz ve ihtiyaçlarınızı karşılıyorsunuz ama işin güzel yanı artık onlara işinizin hangi işle ilgilendiğini kontrol etmek için ekranın bir ucundan diğerine koşup durmuyorsunuz. Artık bir işi bitirip boş kalan köylüleriniz fena şekilde pişmanlık ve suçluluk duyguları ile kıvranıyorlar ve etraflarında buldukları en iyi işe atılıyorlar. Bu lafın kısası, Tzar’da iş olmadığı için bekleyen işsiz güçsüz işçilerle karşılaşmayacaksınız demektir. Bu sistem benzeri AOE II’de de vardı ancak, o oyunda sadece boş duran işçileri görüyordunuz ve uygun işlere atıyordunuz. Yani yine de bu işlerin ortasında, köye gelen düşman ordularınıza “sen onu yap sen şunu yap, sen de boş oturma şu işle ilgilen hadi” demek zorunda kalıyordunuz. Kısacası, Tzar, tembellik yaparak başarınızı baltalayan “alırım ayağımı ama…” mantığındaki RTS işçilik psikolojisine son noktayı koymuş görünüyor.

Bu arada araştırma geliştirmeye de geri dönelim ve diyelim ki aman dikkat. Çünkü oyunun özünü araştırma geliştirme oluşturuyor. Eğer yeterince önem vermezseniz bu olaya, savaşın en kritik noktasında bir Dragon Summon edebilirsiniz saflarınıza ve çağırdığınız düşman eli yuvarlak gibi. Tabi, dragona gelenler, iskelet savaşçılar, hayaletler, normal askerler gibi bir sürü üniteyi de kontrolünüz altına alabilirsiniz. Ama dediğim gibi, araştırmaya biraz dikkat lütfen.
Nasıl Oynayacaksınız Dii mi?
Elbette iyi bir oyunun iyi bir oyun olabilmesi için yeterli değil ama gerek oyun şartlarından biri oynanabilirliktir. Ne kadar güzel görünürse görünsün ne kadar güzel duyulursa duyulsun, ne kadar güzel kokarsa koksun (bu kısım oyunların geleceği ile ilgili…). Ama kısa süre içinde alışveriş merkezlerine, ekranlarda reklamını yapacağı ürünün kokusunu yayan özel bilgisayarlar yerleştirileceği haberleri gelmeye başladı bile; bir oyunu oyun yapan elbette ki oynanabilirliğidir. Yani, oynayamadığınız bir oyunu kim ne yapsın ki. Tzar’ın ise bu konuda başarılı bir yapım olduğu gözükmekte çünkü hemen hemen her şeyi farenizin bir iki tıklaması ile yapabildiğinize şahit olacaksınız. Büyük bir oyun olmasına rağmen, oyun hakkında bilmek isteyeceğiniz her şeyi ve ne oyun içinde yine fareniz yardımıyla kolayca bulabiliyorsunuz. Birimlerin durumları, maliyetleri, zırhları, ne işe yaradıkları, saldırı güçleri, onarımları, bunları, şunları. İşte ne varsa gerekli gereksiz, hepsine bir tıkla ulaşmanız mümkün. Ne mutlu kullanıcı kolaylığını icat edenlere.
Yılanlardan Acayip Tırsarım
Oyunun bir güzel yanı da yaşayan bir dünyanın içinde geçiyor olması. Etrafta vahşi hayvanlar, yılanlar böcekler falan filan bile mevcut. Doruk bir haritanın üzerine birkaç bina inşa ettikten sonra askerler tutup şehrinizin çayır Mevlanı Kayra mantığının da bu oyunda sokabileceğini göreceksiniz. Hava şartlarının bile etkilediği oyun ve savaş düzeninde stratejinizi tüm dış etmenleri göz önünde bulundurarak geliştirmek durumunda olacaksınız.

Elbette stratejiden bahsetmişken, en iyi taktiğin, savaştığınız yeri en iyi görebildiğiniz durumlarda geliştirebileceğini de hatırlatmak isterim. Gelişmiş ülkelerin casus uyduları, askeri gözlere milyarlarca dolar yatırmasının sebebi elbette ki komşu ülkelerin devlet başkanlarının yatak odalarındaki dinlemeleri dinlemek olmadığını kabul edersiniz. Haritayı iyi tanımanın, düşmanı olabildiğince izleyebilmenin önemli olduğu tüm RTS’lerde olduğu gibi Tzar’da da haritayı açmak önem taşıyor. Ama bunu yapabilmek için bütün işinizi gücünüzü bırakıp bir altının peşinden “şimdi oraya git şimdi buraya git, şimdi sağa dön, şimdi sola dön” diye koşturmanıza gerek yok çünkü sağ olsun geliştiriciler oyuna Explore diye bir seçenek eklemişler. Bir ünitenize Explore dediğinizde paşa paşa haritada bilinmeyen her yere gidip görüp geliyorsunuz. Elbette bir düşmanla karşılaştıklarında savaşacaklar ve size haber verecekler ama oyun haritasının pek çok yerinde sihirli malzemeler ve hazineler bulunduğunu düşünürseniz, birkaç askerinizi dahi oyunun başında düşmanlarınızdan önce bu hazineleri bulabilmeleri için salacaksınız çayıra, Juman Mevlanı Kayra. Çünkü bu bahsettiğimiz sihirli araç gereçlerle okçularınızın menzilini arttırabilecek, askerlerinizin dayanıklılıklarına dayanıklılık ekleyebileceksiniz.

Şimdi bu iki sayfalık laf kalabalığının kısaca ne anlama geldiğini söyleyelim. Oyun güzel, alın oynayın. Kaçırmayın.
Grafikler
Grafikler 2 boyutlu ama seçilebilir, detaylı ve güzel. Bence çoğu oyundan da görsellik olarak üstün son derece güzel.
Ses ve Müzik
Sesler iyi, konuşmalar anlaşılır. Müzik mükemmel olmasa da oyuna atmosfer katıyor.
Oynanabilirlik
RTS’lerin en sorunu yanları oynanabilirliktir ama, kalabalık bir savaş sırasında birimlerinizi kontrol kolay.
Atmosfer
Görevlerin oyun içindeki animasyonlarla anlatılması ve yeni bir göreve atılırken oyundan kopmamanız atmosferi canlı tutuyor.
Editör Notu: 80
Son zamanlarda çıkan karma Real Time Stratejilerin en iyisi. Teknik, grafikler, sesler, oynanabilirlik yerli yerinde. Ama sonu çok kısa.
Minimum: Pentium 200, 32 MB Bellek, 200 MB Harddisk Alanı
Önerilen: Pentium II 300, 64 MB Bellek, 200 MB Harddisk Alanı
Grafik: Software – Maximum 1024×768 çözünürlük
Multiplayer: Internet ve ağ üzerinden 8 kişi
Ekstra: Yok