Blog
Theocracy (2000)
Amerikanın aslında bugünkü Amerikalıların değil de kızılderliler dediğimiz, oranın yerli halkının vatanı olduğunu söyleriz daima. Ancak, Hollywood filmlerine çok yansımadığı için çoğumuzun bilmediği çok başka uygarlıklar da yaşadı Amerika’da. Kızılderililer sadece savaşçı eserleri, karşılarında bir tehdit gördüklerinde dövüşmekten başka seçenek bilmedikleri için biraz başkaldırabilirlerdi Solyarı günümüze kadar devam edebilirdi. Ama Amerika kıtasının diğer yerleri o zamanın koşulları altında medeni sayılabilecek bir uygarlık kurmuşlardı ve kapılarına kadar gelen yabancı bir ırkı şehirlerinin içine kadar davet etmekte sakınca görmeyecek kadar konuksever oldukları için, kendi evlerinin içinde İspanyol çeliğinin tadına bakıp, tarih kitaplarının sarı sayfaları arasına yerleşmişlerdi.

Amerikanın bu medeni yerli kabilelerinin bildikleri bütün sırlar da, onlarla birlikte mezara girdi. Avrupalı insanın birkaç sandık altın için giriştiği soykırımda, bu gün hala sırrı çözülemeyen gizemli binalar, UFO’larla bağlantısı olduğu sanılan dev sanat eserleri ve insanlığın birkaç yüzyıl gitti.

İnsanlığın doğal gelişim sürecinde yaşanan bu vahşetin bugüne sarkan yararları ve zararları son derece tartışmaya açık bir konudur çünkü sanat ve teknoloji alanında hiç de azımsanamayacak birikime sahip oldukları ve yaşamaya devam etselerdi belki de bugün dünyanın en büyük güçlerinden biri olacak bu ırklar ne yazık ki dine dayalı yönetime o kadar abartmışlardı ki, ülkelerinin liderleri konumundaki Şamanlar olur olmaz her şeyi için insanları diri diri kurban ediyorlardı. İşin ilginci, insanlar da kurban olarak seçilmelerini için can atıyorlardı. Dolayısıyla ile, bu tartışmayı yapmanın bizim işimiz olmadığına inanıyor ve derhal oyuna geçiyoruz. Geçmişte olanları geçmişin kuralları ile yargılamamız gerektiğini de bir kez daha belirtiyoruz.
Bir RTS daha mı? Yanma bunu bize Ubi…
Real Time Stratejilerin çoğumuz için artık can sıkıcı deneyimler haline geldiğini biliyoruz. Hatta bu oyunların can sıkıcı olmaya başladıklarını söylemek bile artık can sıkıcı olmaya başladı. Elimize bir RTS geçtiğinde artık kesinlikle ön yargıyla ve beklentisizlikle olarak yüklemeye başlıyoruz ve mümkünse minimum install seçeneğini kullanıyoruz ki, beş dakika sonra sıkılarak uzun süre beklemek zorunda kalmayalım istiyoruz. Zira yanılacağınızı, birisi önünüze RTS koyduğunda kaçacak delik arıyorsunuz.

İtiraf etmek gerekir ki Ubi Soft’un (Ubi) Theocracy’si elimizde geçip de Cd-Rom’a yerleştirildiğinde aynı refleksle hemen minimum install seçeneğini aramaya başladık, çünkü zaten 2 cd olan oyunu full install etmeye kalktığımızda zaten ağzına kadar inceleyeceğimiz oyunlarla dolu olan test bilgisayarımızın harddiskinde hem yer kalmayacağını hem de bu ay çok ciddi cabalarla ele geçirdiğimiz 1.2 Gb’lık install isteyen Shogun’un official review CD’sini beş dakika daha geç oynamak zorunda kalacaktık (kaldı ki, full install geri almak daha uzun sürüyor). Ama Theocracy sağolsun bizi bütün bu endişelerden kurtardı ve hiçbir beyanatta bulunmamıza gerek bırakmadan kendisini kafasının estiği bir yere ve kafasının estiği bir büyüklükte kurdu. Olaya müdahale edememenin şaşkınlığını üzerimizden atamamızken oyun açıldı da, birden bire derin bir RTS ile karşı karşıya olduğumuzu anlayıp, oyunun kurulumundaki kendini beğenmiş tavrını unutmuverdik. Oyuna Tutorial kısmını incelemeden girmekle, hayatımızdan 5-10 saat hiç yaşamamış gibi çöpe atmak arasında hiç fark olmadığını hatırlatalım hemen. Gerçi bir video film şeklinde sunulan Tutorial’i izlemenizi tavsiye ederiz çünkü biraz uzun süren bu bölümün sonunda eğer oyunu doğru oynamayı istiyorsanız her şeyi anlamış olmalısınız. Anlamadığınız bir yer olursa da düşmanlarınız size kısa zamanda öğretecektir.
Para herşeydir…
Theocracy’de kolayca görebileceğiniz ilk ayrıntı, bir topluluğu inançları sömürerek yönetmeye çalışsa da, ekonomi veya kısaca para, inançların yönlendirdiği değerlerden daha önce gelmektedir. Yani, ne kadar kurban verirseniz verin, ne kadar büyük tapınaklar yaparsanız yapın, etrafa ne kadar rahip heykeli koyarsanız koyun, elinizde sonunda ağaç kesmek ve maden çıkarmak zorundasınız. Aksi taktirde düşmanlarınızın freni patlamış bir tepeye çıkıp üzerinizden bir posta arabasının geçtiği gibi geçecektir üzerinizden. (Hoş atlı arabalar eski fren mekanizmasının atası olduğu da bilinir ama şöyle gümür gümür, dolu dolu bir örnek vermek pahasına çiğnedik tüm fizik kurallarını). Bir de eğik atış, serbest düşme gibi fizik kuralları vardır, onu da gelince Sian’dan dinlersiniz.

Oyun, kurduğunuz binalara boşta duran çalışanlarınızın tayin etmek üzerine kurulu destek yapan bir mekanizma ile çalışır. Her binayı seçtiğimizde o anda kaç çalışanın bulunduğunu görebileceğiniz küçük bir ekran gelecek ki, buradan çalışanların sayısını artırıp azaltarak binanın üretimini dolaylı yoldan kontrol edebilirsiniz.

Aynı zamanda, ordularınızın yönetimini sağlamak için de, şaman, komutan gibi birimlere ihtiyacınız olacaktır. Bunları da yine okul binalarına gönderdiğiniz boşta gezenin boşta kafası formatındaki insanlarımızdan temin ediyorsunuz. Elbette daha yüksek kademeli şamanlara ihtiyacınız olduğunuzda, bu kez halk barakasından şamanlığı tercih edecek ordularınızı hazırlayıp rakiplerinizden birinin bölgesine gönderebilecek ve o bölgeyi de kontrolünüz altına alabileceğinizi anlıyoruz. Şimdiye kadar RTS yapımcılarının anlayamadığı bir konu olduğunu sandığım bu, birden fazla bölgeyi aynı anda kontrol etme sorunu ise Uby’nin güzel bir çözüm getirdiğini görüyoruz. Stratejik haritada bulunan küçük bir zaman kontrol aracı ile, zamanı dondurabiliyorsunuz. Yani siz bir bölgedeki işlerinizi halletmek için sağa sola emir verirken, diğer bölgelerde işler kontrolünüz dışına çıkmıyor. Emir verdiğiniz adamlarınız hemen emre uyuyorlar ama zaman durmuş olduğu için herhangi bir üretim veya faaliyet söz konusu olmuyor. Yeni bir bina kurduğunuzu farz edelim, halkınız hemen çalışmaya başlıyor ve ekranda bu görsel olarak sergileniyor. Kesilen keresteler, örülen duvarlar olduğunu görüyorsunuz ama binayı seçtiğinizde tamamlanması için daha bilmem kaç gün olduğunu görüyorsunuz ve bu süre ilerlemiyor. Bilmem örnek açık oldu mu? Yani bu şekilde bütün bölgelerinize gerekli emirleri verdikten sonra zamanı çalıştırırsanız, iş gücü kaybına uğramanız önlenecektir. Aferin Uby, olması gerekeni sonunda göstermiş cümle aleme.
Aşk da aslında değerlidir ama, ya neyse boşverin.
Oyun bir yandan diğer RTS’lerin kullandığı basit taktikler kullanarak oluşturulmuş görünüyor.

Stratejik kontrolün oyuna eklenmiş olması. Yani, oyun boyunca size verilen belli bir görev olmuyor, dolayısı ile oyuna başladığınız küçük bölgede iki barakası iki refinery kurduktan sonra “diğer bölgeye geçebilir miyiz acaba?” diye düşünüyorsunuz ama bu mümkün değil, çünkü ekranda üstündeki kontrol panelinden ulaşabileceğiniz bir orta Amerika haritası, sizin ve diğer rakip kabilelerin topraklarının belirtildiğini göreceksiniz. Böylece ordularınızı hazırlayıp rakiplerinizden birinin bölgesine gönderebilecek ve o bölgeyi de kontrolünüz altına alabileceğinizi anlıyoruz.
Oynanış açısından sağlam RTS arayan arkadaşlara tavsiye edilecek bir yapım. Ama Command & Conquer tarzı aksiyona dayalı bir RTS arıyorsanız hemen söyleyelim, Theocracy, Settlers ve Risk karışımı bir oyun. Savaş sahneleri dışında büyük bir aksiyon bulamayacaksınız. Her yere saldırarak da oyunu bitiremeyeceksiniz. Zar zor yetiştirdiğiniz şamanlarınızı savaşlarda harcamak istemeyeceksiniz. Doğru zaman beklemeli doğru hamleyi yapmalısınız. Eğer bu tür RTS’ler oynamadıysanız daha önce, Theocracy iyi bir başlangıç olabilir. Ama zorluk seviyesini denerseniz risk sorumluluğu size aittir. Kolay gelsin.
Grafikler
Yüksek çözünürlükte dahi detayları rahatça seçebildiğimiz, gözü yormayan, hakimiyetinizi kaybettirmeyen bir grafik.
Ses ve Müzik
Aslında eski Amerika uygarlıklarının müzik gelenekleri konusunda uzman değiliz. Ama oyunun müzikleri hoş.
Oynanabilirlik
Menüler kolay değildir ve alıştık pozisyonlarda. Oynamayı ise sizin seçtiğiniz politika göre değişiyor.
Atmosfer
Sağda solda boşan adamlarınızdan hangisinin kurban edileceğini düşünmek dışında yapacak işleriniz de var.
Editör Notu: 72
Minimum: P133, 32 MB Ram, 4x CD-rom
Önerilen: PII 400, 64 MB Ram, 8x CD-rom
3D desteği: yok
Multiplayer: var
Extra: yok
Alternatif
Settlers 3