Oyun inceleme

Shadow Watch (2000)

Yapım: Red Storm
Tür: Tactic-Strateji

Uzun zamandır böylesine baba bir oyun oynamamıştım açıkçası. Yılların klasiği Jagged Alliance ve UFO’nun Red Storm Entertainment kazanında inanılmaz bir atmosferle kaynaşmış hali de diyebiliriz şu an açıklamasını okuduğunuz oyun için. Bir çok bakımdan sürükleyici, ateşli, heyecanlı ve çok seksi bir oyun. Ve de en önemlisi tatmin edici bir oyun. Konu bir süre sonra sizi iyice sarmalıyor ve sizin seçtiğiniz kararlar doğrultusunda değişerek devam ediyor. Ama oyunun en önemli özelliklerinden bir tanesi kendine özgü stili. Diğer bir deyişle tüm demolar, grafikler, ekranlar hepsi sanki kaliteli bir çizgi romandan alınmış gibi, kimi yerlerde kendinizi o güzelim çizgi romanlardan birini okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu aslında kimilerine yapay ve donuk gelebilir belki ama, inanın başka türlü yapılsa oyunun bu büyüsü olmazdı. Kesinlikle başarılı bir seçim, bunu da oynadıkça göreceksiniz. Yorumları sonraya bırakıp, biraz oyunun açıklamasına bir göz atmak isterseniz, anlatacak çok şey var çünkü.

Tüfeeeek homza!

Oyunumuz bir grup ultra özel yetiştirilmiş ekip etrafında odaklanıyor. Ekip, her türlü silah, dövüş sanatı ve teknoloji alanında yetkiyle donanımlı kimselerden oluşuyor. Ekip tamamen uluslararası olup tüm dünyayı temsil etmektedir. Görevleri ise tüm dünya ülkelerinin katıldığı uzun zamandır yapılması planlanan bir uzay istasyonuna çeşitli suikastlar yapıp durdurmaya çalışan bir yeraltı örgütünün tümünü bulup ortaya çıkarmaktır. Tabii sonrasında da gerekli dersi vermek.

Oyuna başladığınızda iki tane seçeneğiniz var, ya oyunu yukarıda yazdığım konu çerçevesinde üç ayrı ülkede bulunma mekanında belli bir sırayla oynayacaksınız, ya da kendi belirlediğiniz koşullarda istediğiniz görevi oynayacaksınız. Single Mission-Campaign olayı yani. Campaign yapmaya başladığınızda sizi bilgisayar rastgele bir ülkeden başlatacak. Önce oranın haritası üzerinde, belirlenmiş kişilerle konuşacaksınız. Onlarla diyaloglarınız ise oyunun anahtar noktası olacak. Konuştuklarınız, bir sonraki savaşınızın nerede ve kimlerle edeceğinizi apaçık belirliyor. Ne diyorsunuz bilin yani! Öyle ki, sizden bir bürodan bir şey çalmanız istenecek. O nesneyi aldığınızda görev bitecek ve bir sonraki bölüme geçmeden önce çaldığınızı yere gidip o nesneyi geri verip size bu görevi verenlerin jipoylamanızı seçeneği verilecek. Kısacası, verdiğiniz kararlar sadece basit grafik değişikliklerini değil, direk konuyu da etkileyecek (ama çok fazla da değil, çünkü oyun içerisinde bazı yerleri zorunlu oynayacaksınız). Kısa bir diyalog ekranından sonra karşınıza, takımızın ayarlayacağınız ekran gelecek. Şimdi bu önemli ekranı anlatalım, oyunun can damarı çünkü:

Ekranın sol yukarısında “map” ve “faction” vardır. Single player’da bunları değiştirirken campaign’de tabii ki sizin için hazır olacaklar. Map haritayı faction ise düşman tipinizi belirler. Onun altında guard level düşmanın sayısını, alert level ise alarmın ne kadar hassas olduğunu belirler (alert level yüksekse önemli noktalarda ve kapıların hemen yanında daha çok düşman oluyor). Onun da altında ise oyundaki 8 tip görevin hangisini yaptığınızı gösterilmiştir (minik bir hatırlatma: oyunu bitirmek için her görevi tipini oynamanız gerekmiyor). Bunları kısaca:

Assault: Girin ve ekrandaki herkesi öldürün, takımdaki herkesi alabilirsiniz.
Defend: Haritaya rastgele yerleştirilen en fazla 5 adamınız, herhangi bir yerden gelebilecek düşman saldırısını durdurmak zorunda.
Kidnap: Belirleyeceğiniz 4 kişi haritadaki belirli bir kişiyi bulup çıkışa götürmek zorunda.
Raid: Haritadaki belli bir objeyi ne pahasına olursa olsun almak zorundasınız. Üstelik en fazla üç kişiyle.
Raze: Ekrandaki bazı yerlere patlayıcı yerleştirmek zorundasınız. Ancak bu görevi yapabilmek için Rafael’in “place charges” skilline sahip olması gerekiyor. Rafael yanınıza ise en fazla 3 adam daha alabilir.
Rescue: Kaçırılmış bir insanı kurtarma operasyonu. En fazla 4 kişi. Kidnap’ten hiç farkı yok, sadece birinde kaçırıyor, diğerinde kurtarıyorsunuz.
Surveillance: Bazı yerlere dinleme aleti yerleştirmek zorundasınız. Bu görev için de Gennady’nin “plant bugs” özelliğine sahip olması lazım ve yanına sadece 1 kişi daha alabilir. Üstelik alarmlara da sessiz kalmalı.
Theft: Bunda da haritadan bir objeyi alıyorsunuz. Yalnız bu sefer hırsızlık olduğundan, alarmlar çalıştırmamalısınız.

Campaign oyunlarında bunların hepsi sizin için seçilmiş olarak zaten, single player oyunlarında ise şu ana kadar anlattıklarımın hepsini siz belirliyorsunuz. Gelelim, bir savaşı en çok etkileyecek ve oyunun en zevkli yanı olan karakter seçimine. Oyunda toplam 6 karakter var ve ne yazık ki oyun boyunca hiç bir şekilde bu karakterleri değiştirme veya yenilerini satın alma gibi bir şansınız yok. Ama onun yerine monotonluğun engellenmesi için karakter geliştirme imkanı eklenmiş, güzel de olmuş. Böylece zırt pırt yeni adam almak yerine oturaklı 6 adamınız oluyor ve hepsini özenle işliyorsunuz. Hepsinin geçmişini ve gelişimini tanıdıkça, hatta hayattan hakkındaki kararları direkt siz verdiğinizden bir süre sonra aranızda duygusal bir bağ bile kuruluyor. Oyunda her karakter zamanla experience ve dolayısıyla da ikinci özellikler kazanıyor. Bunların her biri oyun içerisinde inanılmaz önemli özellikler. Öncelikle her karakterin power ve accuracy diye iki tane birincil özelliği var. Power düşmana ne kadar zarar verebileceğinizi ve accuracy de vurma ihtimalinizi belirliyor. Eğer ikinci özellikleri arttırdıysanız, accuracy hissedilir bir artış başına artıyor. Bunların dışında her karakterin oyun içerisinde o anki ruh durumunu belirleyen moral puanı ve hareket hakkını gösteren action point’i var. Oyunda yaptığınız her hareket action point’inizi düşürür (sağa ve sola iki kere dönmek dışında, üçüncü kere dönerseniz puanınız düşer ama).

Moral puanı ise epey ilginç bir özellik. Karakterinizin o anki ruh durumunun ne kadar sağlıklı olduğunu gösteriyor. Karakteriniz eğer yara alırsa, veya bir arkadaşının yaralandığını görürse, bu da bir iki el üst üste tekrarlanırsa karakterinizin action puanı hızla yükselmeye başlayacaktır. Ne güzel, böylece daha çok hareket edebilir diyebilirsiniz tabii, ama şu gerçeği bilmiyorsunuz: Eğer AP moral puanına denk olursa, karakteriniz o el oynamıyor. Eğer moral puanını geçerse, işte o zaman adamınız deliriyor! Kontrol sizden çıkıyor ve bilgisayar kontrolüne geçiyor. Adamına göre ya korkuyor ve saklanılacak en güzel yere gitmeye çalışıyor ya da panik yapıp düşmanların tam ortasına dalıp herkesi gebertmeye çalışıyor.

Aslında action point bir tek düşmanın hiç gözükmediği ellerde düşer ve ancak sakin bir ortamda geçirilen birkaç elin sonunda da kontrolü tekrar alabilirsiniz. Bu sırada adamlarınız yaralanmış olacaktır. Unutmayın ki, her hangi bir göreve herkes zırh giyerek başlayacaktır. Eğer adamınız bir kere vurulursa (çok hafif bir atış olmamak kaydıyla tabii), yere düşecektir ve zırhı yok olacaktır. Bu sonraki vuruşta adamınızın zırhı sıyrıca döner ve “bruised” olur. Bu konumda kalmasının pek bir sakıncası yoktur. Ama eğer bir kere daha darbe alırsa, kırmızı döner ve çok yüksek ihtimalle bersek olur, yani panik yapar. Bu konumda “wounded”dir ve zamanla eski haline geri dönebilir (eğer “advanced armor” skillini verirseniz mavi, “heavy armor” skillini verirseniz yeşile dönecektir. “Armorer” skillinde ise yanındaki tüm arkadaşları oyuna advanced armorla başlatacaktır).

oyunun karışık bir yapısı olduğu anlamına gelmiyor, bilakis benzerlerine kıyasla oldukça basit bir sistemi var. Oyunun çok hızlı öğrenileceksiniz ve inanılmaz bir hızla oyunun içine girdiğinizi fark edeceksiniz.

Son olarak, özellikle oyunun müziklerinden bahsetmek istiyorum. Ama uzun uzun anlatmanın anlamı yok sanırım, şu kadarını söyleyeyim yeterli: 12 sene önceki bilgisayar oyunu geçmişimde daha gaza getirici bir müzik görmedim, duymadım, hissetmedim.

Kendinize iyi bakın Level halkı, bunu hak ediyorsunuz.


General shadow watch’da takılmış, koş yardım et!

Son olarak bu oyun biraz strateji sevenler için tuşa tuşa oyunu manyağı için biçilmiş kaftan. İlk başta biz, action ve akıcı bir yapısı olmadığı için atmosferik olmadığını düşünmüştüm, sürüklemez demiştim. Ama bir iki saat oynadıktan sonra bitirmek için deli gibi uğraştığımı fark ettim. Gerçekten kendine has yapısı ve etkileyiciliği ile kesinlikle oynanması gereken bir oyun. Yukarıda anlattığım onca şey kesinlikle önemli.


Grafikleri

Grafikler ne iki boyutlu sanat eseri ne de üç boyutlu gerçekçilik harikası. Tamamen çizgi roman gibi, bu da biraz prim artısı.

Ses ve Müzik

Oyunu oynamaya başlar başlamaz kafanız açılır. Müzikler konusunda tam puan, adamların konuşmaları güzel düşünülmüş.

Oynanabilirlik

Tabii ki bir action’a göre daha karmaşık bir yapısı var, ama bir iki oynamaya alışıyorsunuz.

Atmosfer

Şehir grafikleri ve konusu, hızlı bir şekilde oyuna girmenizi sağlarken, müzikleri atmosferi otuz sekiz katına çıkarıyor.


Editör Notu – 82

Taktik-strateji seven herkesin kesinlikle alması gereken bir oyun. Almıyorsanız bile bir yerlerden muhakkak deneyin. Hem de First Shot Entertainment’a ayıp olmasın.

Minimum: Pentium II 233, 32 MB bellek, 200 MB sabit disk, 8x hızlı CD-ROM
Önerilen: Pentium II 266, 64 MB bellek, 200 MB sabit disk, 8x hızlı CD-ROM
Multiplayer: Yok
Grafik Desteği: 4 MB ekran kartı


Alternatif

War Hammer 40k: Rites of War

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir