Oyun inceleme

Planescape: Torment (1999)

Planescape: Torment

Baldur’s Gate ve Fallout’u sevdiniz mi? Cevabınız evetse Planescape: Torment tam da aradığınız oyun. Torment’te her iki oyun sanki kombine ediliyor. Mükemmel grafikleri ve gelişmiş bir diyalog sistemiyle kendinizi epik bir hikâyenin ortasında buluyorsunuz. Alışılmadık, ancak heyecanlı senaryosu ve anlatımıyla Torment yılın en iyi RPG’lerinden biri.

Interplay bilinçler, oyunlarına gözleri kapalı güveniyorlar artık. En azından Role Playing oyunlarında Black Isle’in geçtiğimiz yıl Baldur’s Gate ile yakaladığı başarı Interplay’e büyük prestij sağladı. Ancak hikâye daha eskilere dayanıyor. Yüzyılın en iyi CRPG’si seçilen Fallout ve devamı, başka bir ekip tarafından yapılsa da Interplay lisansı ile yayınlanmıştı. Interplay, Torment için her iki programcı ekibini bir araya getirmiş ve yaratıcı beyinler ortaya PC oyun tarihinin en iyi örneklerinden birini çıkarmışlar.

AD&D ve Planescape

Bugüne kadar sadece Forgotten Realms senaryosu, Pen & Paper adaptasyonu olarak evlerimizdeki PC’lerdeki yerini almıştı. Advanced Dungeons & Dragons adaptasyonlarının üzerinden on yıldan fazla bir süre geçti. Ancak Baldur’s Gate uzun bir sessizlikten sonra klasik türde gerçek bir Roleplaying hissi yaşatabildi bizlere. Baldur’s Gate’in Forgotten Realms’in ortacağında geçen senaryosu politika ve savaş ağırlığı temel alıyordu. Torment ile oyun tüm “Multiverse”e taşınıyor. Yani dünyanın merkezi çıkış noktanız oluyor. Planescape, Çekirdek Bölge (Plane’ler gezegeni) arasındaki bağlantıyı sağlayan Sigil şehri. Multiversum’un bu bölgesine ayak basanların önünde tüm yollar açıktır. Planescape senaryosu alışıldık fantezi hikâyelerinden karşılaştırılamayacak derecede çok daha karmaşık ve Planescape dünyasını oyuna uyarlamak da pek kolay bir iş değil aslında.

İlk bakışta göze çarpanlar

Baldur’s Gate’i oynamış olanların dikkatini hemen çekecek değişikliklerden biri grafikteki değişiklikler. Hâlen Infinity Engine kullanılıyor olsa da detaylara sadık kalmak için perspektif biraz değiştirilmiş. Artık her şey gözünüze daha yakın, büyük ve ayrıntılı. Yakın kamera görünümü sayesinde karakterlerin animasyonları daha etkileyici ve küçük nesneler daha belirgin görünüyor. Ancak oyuna bakış açınızın değişmesi beraberinde bazı dezavantajları da getiriyor. Bugünkü standartlara oldukça düşük sayılabilecek 640×480 piksel çözünürlükte genel görünüm yetersiz kalıyor ve oyun daha çok bir adventure oyunu havasına bürünüyor. Detayların kalitesi ve gelişmiş animasyonlar bu olumsuz etkiyi bir nebze olsun giderebiliyor.

Grafikler Planescape: Torment’te ortamı mümkün olduğunca orijinal tasarlayabilmek için bayağı bir emek harcanmışlar. Ekranda gördüğünüz her şey elle çizilmiş ve oyunu oynadığınızda bir anda ortamı seyretmekten kendinizi alamıyorsunuz. Ancak bu görsel zenginlik bellek alanlarına da yansıyor. Planescape: Torment bu yüzden dört CD üzerinde geliyor. Yine de Baldur’s Gate’deki gibi hatıra CD’lerini değiştirmek zorunda kalmıyorsunuz.

Alternatif

Fallout 2

Bu arada sevgili Level okurlukları, veya başka bir Might & Magic oyunu görmeye tahammülü olmayanlar ve PC oyunlarında karmaşık bir hikâyenin rehberliğinden hoşlanmayanlar, bu oyunda ateşli bir bekleyişe giriyorlar. Fallout 2, klasik Fallout’un ruhunu taşıyan, ancak daha geniş bir dünya ve daha derin bir oynanış sunan bir devam oyunu. Hikâyesi karanlık, atmosferi ağır ve oyuncudan sabır isteyen bir yapıya sahip.

Oyunun kapsamlı grafikleri sayesinde gerçekçi bir dünya hissi yaratılıyor. Performans açısından bir PC canavarı sayılmaz; ancak oyunun sunduğu detaylar ve derinlik göz önüne alındığında, 128 MB RAM’e sahip bir sistemde rahatça oynanabilir.


Kimim ben, neredeyim?

Black Isle karakter yaratma söz konusu olduğunda turnayı gözünden vuruyor. Bugüne kadar sadece Japon RPG’lerinde gördüğümüz karakterlerle maceraya atılıyorduk. Planescape: Torment ile Japon mesleklerinin izinden gidiyor, bu sefer karakterinizi detaylı bir şekilde oluşturuyorsunuz. Bunun yerine size büyük ölçüde hazır verilmiş bir karakterin yönetimini sağlıyorlar. Zira bir karakterin hikâyesi oyun dünyasında karakterinizle yaşayacağınız kaderin ta kendisi.

Black Isle Studios’un bunun için sağladığı bir neden var. Zira bir karakterin hikâyesi oyunun ana temasını derinlemesine yansıtıyor. Arka planda zengin bir Background hikâyesi varken, karakteri sıfırdan yaratmak oyunun bütünlüğüne zarar verebilirdi. Strength, Dexterity, Intelligence, Constitution, Charisma ve Wisdom özelliklerinizi de dağıtabiliyorsunuz.

Karakterinizi yaratırken Planescape’in alışılagelmiş dünyasından çıkıp, alışılmışın dışında bir karakter seçme imkânı da sunuluyor. Oyunun başlangıcı oldukça atmosferik bir ortamda geçiyor. Kendinizi bir morgda, hafızanızı kaybetmiş bir halde buluyorsunuz. Vücudunuzda sayısız yara izi var ve “The Nameless One” adıyla anılıyorsunuz.


Çıkış nereden, nereye?

Oyun, karşınıza çıkan ilk karakter Mort’e kısa bir giriş sekansı sunarak başlıyor. Mort, konuşan bir kafatası ve size rehberlik ediyor. Sizi sarıp sarmalayan bu karanlık atmosfer, Planescape: Torment’in olayları yavaş yavaş anlatan, acele etmeyen yapısını daha ilk dakikalarda hissettiriyor.

Bu şekilde herkesin kolayca sindirebileceği türden değil, Planescape: Torment olayları ve kötülüğü arasında gezinti, olayların en küçük ayrıntısına kadar işlenmiş bir yapıya sahip. Oyun, klasik aksiyon RPG’lerinden farklı olarak, diyaloglara ve seçimlere büyük önem veriyor.


Gerçekten ölüm lazım…

Hatırlıyorum da eskiden satırlar yaratılıp peşinde koştuğumuz Diablo’yu oynarken, Planescape: Torment bambaşka bir yol izliyor. Ölüm, bu oyunda sıradan bir son değil; hikâyenin bir parçası. Karakteriniz öldüğünde bile oyun devam ediyor ve bu durum hikâyeye farklı açılardan katkı sağlıyor.


Hikâye ve diyaloglar

Hikâye büyük ölçüde konuşmalarla ilerliyor. Diyaloglar yalnızca bilgi vermekle kalmıyor, karakterinizin kişiliğini ve dünyayla olan ilişkisini şekillendiriyor. “The Nameless One” için geçmişi hatırlamak, oyunun temel motivasyonu haline geliyor.

Hikâye büyük ölçüde seçimlerinizle şekilleniyor. Karşınıza çıkan karakterlerle kurduğunuz ilişkiler, aldığınız kararlar ve verdiğiniz cevaplar, oyunun gidişatını doğrudan etkiliyor. Bu yönüyle Planescape: Torment, RPG türünde çıtayı oldukça yukarı taşıyor.

Wir sind alle in Not…

Planescape’in dünyası inanılmaz derecede büyük ve rengârenk, her köşede ve sonda binlerce ayrıntı var. Ve bunları birçok dilde konuşabiliyorsunuz; üstelik diğer CRPG oyunlarının aksine boş konuşmalar değil bunlar. Tam aksine, değil herhangi bir oyunda, gerçek hayatta da her konuşmayı yapmak mümkün değil. Bu konuşmalardan inanılmaz keyif alabilirsiniz. Karakterler konuşma dili ile kendini ele veriyor; kişilikleri ve sohbetleri çeşitliliklere göre değişiyor. Bu da oyunun hikâyesine inanılmaz bir katkıda bulunuyor.


Alles ist so rot…

Oyundaki kamera, kullandığınız oyun üzerinde belirleyici olmadıkça Baldur’s Gate’deki gibi stratejik ve heyecanlı da değil. Gerçi yakın ve detaylı kamera görünümü sayesinde kavgalar daha kişisel, animasyonlar daha gerçekçi ve çok yönlü. Ama bunun bir yan etkisi var: Menzilli silahlar pek iyi yaramıyor. Zira düşmanlarınızla aranızdaki mesafe asla o kadar uzun olmuyor. Yani düşmanlarınızı uzaktan avlamak için daha çok büyü kullanmak zorunda kalacaksınız. Büyüler ise kapsamlı grafiksel efektleriyle de daha çekici görünüyor. Bilgisayarınızın gücüne göre grafik kalitesini ayarlayabiliyorsunuz.

Oyunu hangi karakter sınıfıyla (fighter, thief, mage, priest, vs.) devam edeceğiniz sizin seçiminize bağlı. Başlangıçta fighter olarak başlasanız bile, keyif verdiği sürece NPC’lerle hatta size katılan elemanlar aracılığıyla karakterinize büyücülük, hırsızlık veya rahipliğin inceliklerini öğretebiliyorlar. Bir süre sonra yeni seçtiğiniz karakter sınıfına size uygun olmadığını düşünürseniz, istediğiniz sınıfa geçebilirsiniz; bu konuda bir limit yok.


Oder sind wir schon tot?

Evet arkadaşlar, Might and Magic dünyasından geçip Planescape dünyasına geçmiş bulunmaktayım. Level yazdığım bu inceleme için söz yazımı bitirmeden önce uzun yıllar sonra çeşitli oyunlardan birinde “The Nameless One” bilincine yeniden sahip olmaya başladıkça, kendinizi çok daha yakından tanımaya başlıyorsunuz. Oyunda karşınıza çıkacak bazı küçük hatalar da yok değil; özellikle Infinity Engine ile hazırlanan karakterlerin takılıp kalması ve kapılardan geçememesi gibi durumlar görülebiliyor.

Oyunun bu kadar derin ve detaylı olmasının bir sonucu olarak, bazı durumlarda oyunu “Pause” edebilirsiniz. Ayrıca oyunun büyü sistemi, seviye ilerleyişi ve görev yapısı oldukça karmaşık ama bir o kadar da tatmin edici.


“The Nameless One”


Grafikler
Tamamen elle çizilmiş grafikler oldukça dikkat çekici. Karakter animasyonları akıcı ve detaylı.

Ses ve Müzik
Atmosferik ve müziğin ve diyalogların hissi güçlü.

Oynanabilirlik
Derin ve karmaşık, alışması zaman alıyor.

Atmosfer
Oyun dünyası karanlık, etkileyici ve özgün.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir