Blog
Jane’s USAF (1999)
Savaşlar gelir, savaşlar geçer. Geriye ne kalır?
Yapımcı firma: Jane’s
Dağıtım: Electronic Arts
Türkiye Distribütörü: Aral İthalat
Tür: Uçuş Simülasyonu

Zaman şu gibi akar, hiç durmadan, geriye dönüp bakmadan yaşar gider insanoğlu. Bazen kafası kızar etrafındakilere, ya da korku alır aklını, zihni iyice bulanır. Hatırlamaz olur geçmişte yenen nanerleri, karıştırılan haltları. Öfke baldan tatlıdır ya hani, “Haydi” diye bağırır ayağa fırlayıp, “Haydi, gidelim ve yok edelim onları…” Onlar dediği kimdir, hiç düşünür mü? Tabii ki hayır, öfke ve sağduyu asla bir arada barınamaz ki aynı kafatasının içinde, nasıl düşünsün adam akıllı uslu? Aslında bir an durup düşünse, “Yahu” diyecektir, “Bu adamlar da benim gibi etten kemikten insan, onlar da benim gibi dölmüşler şu dünya denen handa biraz mola veren, ne halt etmeye girileni sıkıyoruz birbirimizi? Neyi paylaşamıyoruz be adam? Manyak mıyız neyiz?”… Ekmek, hava ve sudur insanı yaşatan, ve biraz da anlayışa bir tutam sevgi. Ama bakın, benim son model tanklarım, uçaklarım, kimyasal silahlarım ve hatta nükleer savaş başlıklarım var ya, ya elinizdeki her şey, buna hayatınız dahil, bana verin, ya da kökünüze kibrit suyu! Komik mi, değil mi bilemiyorum, bir Cro Magnon adamı taş baltayı icat edip de bununla barışsever Neanderthal kabile reislerinin kafalarını kırmaya başladığından beri çok zaman geçti, çok şey değişti gibi duruyor. Ama benim durduğum yerden manzara pek öyle görünmüyor. Tabii, artık kafaları tek tek kırmak yerine birbirimizin tepesine atacak termonükleer bombalar yapıyoruz, bu çok daha kolay, ama tüm bu akıp geçen asırlar, girilen savaşlar, yığılan kemik dağları bizi mağara devrinden çok daha geriye taşıdı. Artık öldürdüğümüzü bile farketmeden öldürüyoruz.
Aman Tanrım, biz ne yaptık?!
Hiroşima’ya atom bombasını attığında Enola Gay adlı bombardıman uçağının pilotu bunu söyledi işte. Mantar bulutu tüm dehşetiyle göğe yükselmişti, bir zamanlar canlı insanların yaşadığı şehir artık huzursuz hayaletlere ve öldürücü radyasyona aitti. O zavallı adam bunun dehşetini farketmişti. Bombayı güpegün düz atmış, o koca uçak fazla hızlı olmadığından da çok uzaklaşamayıp yeryüzünü tırpalayan A-ratlı kanadını hissetmişti. Doğrusu kendini yenilmez bir savaş tanrısı filan gibi hissetmediği çok açık, öyle olsa sonradan intihar etmezdi. Ama artık her şey daha da değişti, şimdi uçaklar çok hızlı ve etkili. Gece görmeden geliyor, bombalarını tam hedefe bırakıyor, sonra da hayalet gibi ortadan kayboluyorlar. Peki pilotlar ne hissediyor? Cevap vermesi pek zor değil, onlara briefing denilen öldürülecekleri falan söylenmiyor. Şu kadar kilo bombayı, şu ve şu hedeflere başarıyla attınız, düşman güçleri ağır kayıplar verdi, yaklaşık böyle bir şey işte, mekanik çağın mekanik avcılarının mekanik duyguları var artık, bomba hedefe vurması kafalarda bir memnuniyet ışığı yanıyor, vurmamışsa daha fazla eğitim, daha yeni silahlar gerekiyor. Sonuç olarak ne mi oluyor? Esas işi askeri istihbarat olan bir firma bilgisayar oyunları sektörüne girip bunların oyununu yapıyor, biz de ağzımız açık oynuyoruz. Babamıza gerçeği, size de şimdilik oyuncağı, eğer uslu çocuklar olursanız ileride size de gerçeklerini kullanma izni veririz.

Neden? Neden olmasın?!
Jane’s aslında oldukça eski bir firmadır, yaptığı iş ise öncelikli olarak askeri istihbarat toplamaktır. Ancak gizli servisler gibi bu istihbaratı kendine saklamaz, kataloglar ve dosyalar halinde kamuya sunar. Tabii burada “kamu” sözüyle kastedilen kesim benim gibi ucuza kaçanlar değil, daha ziyade bu bilgilerden fayda sağlayacak kişiler. Neyse, işte bu firma sayılar ve teknolojilerle o kadar haşır neşir ki, birgün kalkıp bilgisayar oyunları yapmaya karar verirler. Özellikle de çok gerçekçi askeri uçuş simülasyonları üretirler. Neden askeri uçuş sim? Neden olmasın, etrafta bizim gibi bir yığın tatlı pilot ve güçlü bilgisayar varken bunu yapmamak enayilik olurdu. İşin doğrusu Jane’s programları işlerini oldukça iyi yapıyorlar, o kadar iyi, genellikle çıkardıkları oyunları oynamak için birkaç askeri havacılık teriminden daha fazlasını bilmek gerekli. Nitekim en son oyunları olan USAF için de aynı durum geçerli, oyunun kutusundan çıkan minik broşürlü birkaç yüz sayfa boyunca size bilmeniz gereken temel konulardan bahsediyor. Tabii burada kullanılan askeri terimlerden anlamak başlı başına bir sorun, üstelik kitabın İngilizce olduğunu düşünürseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Şurası bir gerçek ki Jane’s programcıları mesele ve eğlenceli Arcade oyunları yapmakla ilgilenmiyorlar, onların öncelik verdikleri konu oyunun mümkün olunca gerçeğine uygun olması. Eğer ciddi uçuş simülasyonlarından hoşlanıyorsanız bu iyi, ama JSTARS ya da LANTIRN’in kısaltmasıdır bilmiyorsanız o zaman işiniz var demektir.
Ateşle ve unut…
Jane’s USAF, adından da anlaşılacağı gibi ABD Hava Kuvvetleri’ni konu alan bir oyun, tabii kaçınılmaz olarak işin içinde bir miktar propaganda mevcut ama pek o kadar abartılı sayılmaz. Oyun geçmişten Vietnam ve Çöl Fırtınası harekatlarını konu alan iki seferberlik görevine sahip, gelecekte geçen iki de kurgusal savaş senaryosu var. Bu kurgusal senaryolardan biri USAF pilot eğitim programının bir parçası olan Operation Red Arrow, diğeri ise olası bir NATO-Rusya çatışmasını işleyen Operation Sleeping Giant.

Oyunda yer verilen uçaklar da yine USAF tarafından kullanılan modern tasarımlar, ayrıca bir de MiG-29 mevcut. Tabii bunlar oyuncu tarafından kullanılabilen araçlar, bunların dışında oyunda pek çok hava aracı var. Yapımcıların esas işi askeri istihbarat olduğundan gerekli verilere ulaşmaları hiç zor değil, tabii bunları oyuna yansıtmaları da, sonuç olarak karşımıza çıkan son derece gerçekçi bir “simülasyon”.
Tabii bu tür fazla alışkın olmayan potansiyel müşterileri ürkütmemek için oyuna son derece detaylı bir seçenekler menüsü dahil edilmiş, buradan gerçeklik seviyesini istediğiniz gibi ayarlayabiliyorsunuz. Ancak ne kadar sadelerseniz sadelin, sonuçta bu tam anlamıyla profesyonel bir “oyun” olduğunu gizleyemiyor, bunu uçak kokpitlerini gördüğünüz anda farkediyorsunuz.
Dön baba dönelim…
USAF gerçekçilik açısından oldukça güçlü bir oyun, uçuş modellerinden tutun da silah ateşleme koşullarına dek her şey gerçeğine mümkün olduğunca sadık kalınarak yapılmış. Ama tabii ki bu her şey demek değil, peki ses ve grafikler ne alemde? Doğrusu grafikler bir hayli göz alıcı, ancak sizin bu oyunu tüm görsel zerafeti içinde oynayabilmek için Pentium III sınıfı bir işlemciye, bol bol hafızaya ve deli bir ekran kartına ihtiyacınız olacak. Minimum sistem ihtiyaçlarını boşverin, madem savaşacaksınız o zaman bari gözünüz grafik görsün. Yazılım aslında P-3 işlemciler için optimize edilmiş ve grafik seviyesini köklediğinizde etraf gerçekten canlanıyor. Havalananlar boş ve yapay görünmüyor, şehirler ve araziler oldukça renkleniyor, tabii patlamalar ve ışık efektleri de öyle. Seslere gelince, 3D desteği dahil herşey mevcut, siz sisteminizin gücüne kalmış. Ancak nereseyse rağmen bence bu tür oyunlardaki en büyük eksiklik burada da pek aşılmamış, o da atmosferin zayıflığı. Demek istediğim, bir savaş pilotunun hayatı 24 saat sürer, ne zaman acilen göreve gideceği ya da akşam yemeğine dönüp dönmeyeceği pek belli değildir. Sirenler çalmaya başladığında kalbiniz çarparak kokpite tırmanıp havalanmak ve bilgisayarın başına oturup sırf canınız sıkıldığı için bir görev daha “uçmak” arasında dağlar kadar fark var. Birgün sanal ortamda bu farkı kapatmayı başarabilirler mi? Bilemiyorum, ama eski tecrübelerin kalıntıları devamlı kafamda beliriyor, taklidi asla gerçeği gibi olamaz. Sonuç olarak USAF bu tarz oyunlar arasında en ciddiye alınması gereken yapımlardan biri, ancak bu oyunda iki hedefe bomba atıp vurulmadan dönünce kendinizi gerçek bir savaş pilotu sanmayın. Hayatın tadını da akşam yemeğinde evde dönülebilme olasılığını gerçekten düşünün.
Grafikler
Pentium III işlemci kullanıyorsanız sonuçtan memnun kalacaksınız, ortam benzerlerinden daha canlı tasarlanmış.
Ses ve Müzik
Müzikler hakkında söyleyecek pek fazla bir şey yok, sesler ise bir uçaktan bekleneceği gibi; motor gürültüsü ağırlıklı.
Oynanabilirlik
Kendinizi oyun dünyasında asla kabul edemiyorsanız ve donanımınızın gücünü görmek istiyorsanız, evet; uçmaya değer bir sim.
Atmosfer
Tarihi görevler ve mantıklı senaryolar var. Ama kafamı çevirince kanadımı değil, yan masadaki Sinan’ı sırıtıyor görüyorum.
Editör Notu: 87
Minimum: Pentium 200, 64 MB Bellek, 450 MB Harddisk Alanı
Önerilen: Pentium III 500, 128 MB Bellek, 1.5 GB Harddisk Alanı
Multiplayer: Internet ve ağ üzerinden 8 oyuncuya kadar
Grafik desteği: Direct3D ve Glide – Maksimum 1280×1024 çözünürlük
Extra: T&L