Blog
Faust (1999)
Bir Adventure daha mı? Hem de çok iyi diyorsun ha? Başımıza taş mı yağacak yoksa?
Yapım: Arxel Tribe
Dağıtım: Cryo Interactive
Tür: Adventure

Kader mi?
Faust’un hikâyesi binlerce yıl öncesine dayanır. Efsaneye göre Faust ölümlü dünyada rahat, zengin ve güçlü bir yaşam sürmek ister, karşılığında ruhunu şeytana satar ve öldükten sonra cehenneme gitmeye razı olur. İncil’de de izleri olan bu öykü zamanla halk efsanesine hâline gelmiş ve başta Martin Luther ve Goethe tarafından tekrar işlenmiştir. Basit bir öykü veya efsane değildir bu. İnsanoğlunun en eski düşmanı şeytanla savaşı anlatır, günahlarla kurtuluş arasındaki savaşı, yüce olanla zavallı olan arasındaki savaşı… Herhangi bir masal olamayacak kadar da gerçektir aslında.

Terkedilmiş boş bir park. Cehenneme inen merdivenler. Zincirler. Rüyalardan oluşan bir ülke. Belki de diğer isimli bir diyar. Ülkedeki son yedi insan. Ve şeytan ile efsanevi şövalyesi Mephistopheles arasındaki kararsızlık. Yedi ruhun belirsizliği. Gidecekleri yer hakkında yukarı ya da aşağı… Ve dolayısıyla bitmeyen bir yolculuk. Faust’a, insanın geçmişine gidip, en azından bir insanın sınırına kadar günahlarını sorgulatmak düşer.
Şeytanın Dayanılmaz Hafifliği
Kim ne derse desin Cryo kesinlikle piyasaya çıkan en baba adventure firması (geliştirici) olmaya aday. Atlantis, Aztec, Faust, Time Machine (geliyor!)… Faust’ta da Cryo’nun kalitesini konuşturmuş. Harika grafikler, müzikler, atmosfer… Faust şu an piyasadaki en iyi adventure oyunlarından biri.

Oyundaki her şey bir kenara bırakılsa bile hikâye yapısı ve senaryo derinliği tek başına oyunu özel kılıyor. Cryo’nun Faust’u, Goethe’nin Faust’unun aynısı değil; sadece aynı hikâyeyi Cryo tarzında, farklı bir şekilde işliyor. Oyun boyunca karşımıza çıkan olaylar, karakterler ve mekânlar her ne kadar klasik öğeler barındırsa da temelde farklılıklar yaratıyor.
Oyunda yedi ayrı bölüm, yani yedi ayrı öykü ve yedi günahla ilişkili bir mücadele bulunuyor. Her öyküde bir insanın hayatının içine giriyorsunuz ve yaşadığı ya da yol açtığı günahları, resimler, eşyalar ve kişiler aracılığıyla çözüyorsunuz. Yani klasik “bulmacayı çöz – ilerle” mantığı burada karakter psikolojisiyle birleşiyor. Cryo, bu noktada sadece oyun değil, ciddi anlamda bir hikâye anlatmayı başarıyor.
Cehennemin Renksiz Ateşi
Güzel bir demon sonrası günahlar aklınıza geliyor çünkü Silicon Graphics sisteminde hazırlanan bu demolar toplam 40 dakikaya yakın sürüyor ve ana menüye geçmek için sabırlı olmanız gerekiyor. Şimdi durup sakinleşin. Çünkü bu oyunda duyabileceğiniz en iyi müziği dinleyeceksiniz.
Faust’un müzikleri Universal Studios kayıtlarından geliyor. Müzikler okuduğunuz sırada oyunu Soundtrack raflarında aratacak kadar etkileyici. 1920–1930’ların caz ve klasik motifleri, oyunun karanlık atmosferiyle kusursuz biçimde birleşiyor.

Neyse, oyuna başladığınızda ilk dikkatinizi çekecek diğer bir çok adventure’da olduğu gibi karakterinizi dışarıdan görememeniz. Ama asıl kötü olan ve bence oyunun en büyük eksiği, hatta böyle muhteşem bir oyunda atmosferi baltalayan tek şey, yürüyerek değil, mekândan mekâna geçerek ilerliyorsunuz. Gerçi bu eşyaları rahat incelemeniz açısından daha iyi ama yine de oyuna bir yapaylık vermiş.
Oyunun grafiklerinin nasıl yapıldığını uzun uzun anlatabilirim. Arka plan ve karakterlerin vücutları için 10 program dört ay gece gündüz çalışmışlar. Animasyonlar için Motion Capture tekniği kullanılmış ve 3 profesyonel aktörle çalışılmış. Ama esas önemli olan karakterlerin hareketleriyle söyledikleriyle uyumlu olması. Yani “body language” olayına ağırlık verilmiş (mesela Mephistopheles’in karizmatik laflar söylerken kullandığı el, kol hareketleri gibi sallaması çok iyi düşünülmüş). Yüz hareketlerine de dikkat edilmiş ve her karakter için 15 ayrı yüz ifadesi çizilmiş.
Günahların Kırmızı Lekesi
Oyunun teknik yanlarını bir kenara bırakıp içeriğine bakarsak her tarafın klasik Cryo bilmeceleriyle bezendiğini görebiliriz. Aslında çoğu mantık sınırları içinde ama bazı yerlerde kendimi sanki oyundan kopmuş ve “tamam, hadi şimdi ne yapacağım?” derken buldum. Neyse ki her bilmecenin bir parçası ve ne kadar çözerseniz o kadar hikâyenin içine giriyorsunuz.
Bilmeceler hakkında söyleyebileceğim en önemli ayrıntı oyunun tamamındaki tüm cümlelere dikkat etmeniz (neyse ki yazı seçeneği var). Öyle ki oyunun her yerinde sembolik ve şifreli cümleler var. Mesela ikizlerden biri kasayı açmaya çalıştığınızda “All our wealth is on that day’s dress” der, gidip yan odadaki aynadan tüm günlerden alttan H harfinin defterindeki para miktarını toplamanız gerekmektedir. Bulduğunuz sayı da kasanın şifresi olacaktır, bilmem anlatabildim mi? (Bu arada çıkartmadan ilk bölümün en zor bilmecesini de çözmüş olduk, he he).
Oyunda zorlandığınızda size yapmanız gerekenleri ipuçları halinde veren bir eleman var, unutmayın. İkinci bölümün sonunda siz kendi ellerinizle yapıyorsanız bu yardımcıyı “Space”e basarak ortaya çıkartıyorsunuz. Eğer dinlenmişse size ufak ipuçları vererek yardımcı olacaktır; eğer yorgunsa ufak bir oyun oynayarak ona yaşam puanı kazandırabilirsiniz. Bunun haricinde uçup gidemediğiniz yerlere de ulaşabileceğinizden epey faydalı bir yaratıktır.
Ama üçüncü bölümden sonra kullanamıyorsunuz. Bu arada oyunun 4. ve 5. bölümlerinde önemli bir bug var ama Cryo’nun sayfasından çekeceğiniz yama dosyasıyla bu sorunu giderebilirsiniz (www.cryo-interactive.com).
Faust son zamanlarda piyasaya çıkan en iyi adventure ve eğer biraz mistik ve karanlık adventure’ları seviyorsanız, emin olun aldığınıza pişman olmayacaksınız. Ve son olarak; şeytanla oynarken dikkat edin. Tehlikeli olabilir. Çünkü, günahlar kapınızı çalarsa…
“Öyleyse cesaretin var demektir.
Benimle bir anlaşma yapmaya.
Sana sanatın sırlarını vereceğim.
Hiçbir insanın görmediğini,
Vereceğim ben sana.”
(Goethe)
Grafikler
Grafik için Cryo alışılmış ve atmosferine uygun. Ancak bazı yerlerde, arkaplan ve gökyüzü.
Ses ve Müzik
Müzikler muhteşem. Efektler etkileyici. Konuşmalar ise (özellikle Mephistopheles seslendirilmesi) harika.
Oynanabilirlik
Bazı bulmacalar çözerken zorlanabilirsiniz, neyse ki bir yardımcınız yanınızda.
Atmosfer
Atmosfer Cryo’nun kalitesini sonuna kadar yansıtıyor. Adamlar bu işi biliyor!
Tek kelimeyle harika. Mükemmel olabilirmiş ama Fransız oyunlarında bu tür ufak kusurlar neredeyse gelenek hâline gelmiş.