Blog
Amerzone: The Explorer’s Legacy (1999)
Merhaba sevgili halk. Bu yazımızda da bir adventure’la başbaşayız.
Üstelik bir Fransız adventure’ıyla (biliyorum, hiç şaşırmadınız). Artık her ay düzenli olarak gelen adventure’lar bize eski günlerin özlemini hiç aratmıyor. Hatta artık, o ay adventure göremezsek panik yapıp kötü kötü düşünceler geliyor aklımıza. Resmen alışkanlık oldu, diğer bir deyişle. Ama bundan şikayetçi olan da yok zaten, her zaman gelsinler, hoş gelsinler…

Bana Yalnız Güzel Yanlarını Gösteriyor: Güzel.
Oyunumuz bazı yönleri haricinde iki ay önce piyasaya çıkan Dracula: Resurrection’ın benzerinin tıpkısının aynısı. Oyun görünüşü, oyun şekli, ilerlemeniz, grafikler, adamların animasyonları, inventoru, hatta bir şeyi kullanacağınız zaman ortaya çıkan sembol bile aynı. Öyle ki, neredeyse senaryosu ve animasyonların biraz daha kalitesiz olması dışında farklı hiçbir şey yok diyebilirim. Neyse ki bu o kadar da önemli değil, çünkü Dracula bir çok yönden gözlerimizi dolduracak cinsten bir adventure’dı; ismi değişmiş, konusu değişmiş, ama tarzı aynı kalmış, bir kere daha oynamışız, çok mu? (tabii ki değil).
Aslında oyunun epey ilginç bir konusu var. Valembois adlı genç maceracımız okulunu bitirdikten sonra 1932 yılında eline Amerzone diye bir yeri dolaşma ve keşfetme imkanı çıkar. Buradaki doğaya ve eşi benzeri görülmemiş canlılara hayran kalır. Bir süre sonra buranın yerlilerinin taptığı bir beyaz kuş cinsiyle tanışır ve söylenenler karşısında çok şaşırır. Çünkü albatros benzeri bu efsanevi kuş, karaya hiç inmiyordur. Havada uçarken doğuyor ve havada uçarak ölüyordur. Bir şekilde bu kuşların yumurtalarından birini bulur ve kendi ülkesine götürür. Aradan yarım asırdan fazla zaman geçer. Ve sizden bu kuşun yumurtasını Amerzone’a geri götürmenizi ister, ve böylece 4 CD’lik ama o kadar da uzun olmayan (ortalama 12 saat) maceranız başlar.

Oyunun zorluk seviyesi ve bulmacaları o kadar zor değil. Bir çok yerde yapmanız gerekeni rahatlıkla anlıyorsunuz. Hatta, bir yerden sonra yapacaklarınız zorunlu olarak ortada sap gibi kalıyor, ve kolaylıkla ilerliyorsunuz. Ancak kimi yerlerde de bazı objeleri görene kadar canınız çıkıyor. Bir çok yerde, ufak, kolay gözükmeyen bir şey saatinize patlayabiliyor. Kesinlikle büyük bir dengesizlik var.
Grafik konusunda ise, eleştireceğim bir kaç nokta var. İlk olarak, anlayamadığım şey, neden o kamera duruyorken fıstık gibi gözüken ekranlar, ilk demoda, ilk harekette piksel yığınına dönüyor? Hayır, akıcı olmasına akıcı, hareketler yumuşak ve gerçekçi, ama yine de benim gözümü fazlasıyla rahatsız edecek derecede bol piksel var. Üstelik Dracula’nın demolarını gördükten sonra. Sonracığıma, sorabilir miyim pek sevgili adventure yapımcılarına, ne zaman acaba ekranlar arası geçiş, bir suluboya sergisine bakar gibi dolaşmanın ötesine taşınacaklar? Ne zaman benim bir kamera bakışı eşliğinde bir manzaradan diğerine geçmem? O kadar CD oyun yapıyorsunuz, eminim böyle önemli ayrıntılar için de bir kaç CD’niz vardır. Neyse, sonuçta hakkını yememek lazım, yüz animasyonları aynen Dracula’dan miras kalmış. Karakterlerin görünüşlerinin ayrıntılarına ve seslendirmelerine aşırı önem verilmiş ve epey güzel olmuş; ama anlayamadığım nokta karakterlerle niye etkileşimim olmadığı. Oyundaki adamınız resmen koyun gibi karşınızdakini dinliyor. Ne bir soru, ne bir müdahale, ne bir ifade… Bu yönden de eksik kalmış, Dracula’yı yaşayamamış. Sesler konusunda ise söyleyebileceğim çok şey yok; artık her adventure’da olması gereken uzaklığa ve baktığınız tarafa göre efektlerin sesinin değişmesi özelliği var.
Sonuç itibariyle (fazla bile yazdım), düzenli olarak adventure oynayanlar zaten bu oyunu da kaçırmayacaklardır. Eninde sonunda alıp oynayacaklardır. Arada bir, gerçekten alındığına değecek adventure’ları oynayanlar için piyasada daha iyileri mevcut (örn: Atlantis 2, Dracula).
Ee, şimdi n’olacak? Daha yazmam gereken 4500 karakter falan var, çok kötü patladık iyi mi! Dur en iyisi, ben size oyunun ilk bölümünün ve ilk CD’sinin tam açıklamasını vereyim de, yer dolsun:
Bana Kendini Olduğunu Gibi Gösteriyor:
Gerçekten Güzel
Postacının dediklerini dinledikten sonra kulenin girişine kadar ilerleyin (isterseniz yolun sol tarafından teleskopa bakabilirsiniz). Kapıdaki posta kutusundan postacının bahsettiği mektubu alıp evin içine girin. İlk olarak bisikletin yanındaki devi çekici alır ve yukarı çıkın. Burada evin masanın başındaki evin sahibi ve Amerzone’un ilk kaşifi Valembois ile konuşun. Son sözlerinde size, daha fazla güç kalmadığını ve yıllar önce yaptığı bir hatayı düzeltmenizi isteyecek. Konuşmasından sonra salona dönün ve oradaki telefonu kaldırın. İnventory’i açıp mektup en tepesindeki numarayı tuşlayın. Telefondaki adam Valembois’in niye gezisinin devamına niye izin verilmediğini anlatacak. Telefondan sonra Valembois’in sağ tarafındaki çekmeceden başka bir mektubu alın ve yukarı çıkarak masadan Valembois’in günlüğünü alın (oyun boyunca zaman zaman o günlüğe ihtiyacınız duyacaksınız, tavsiyem şimdiden şöyle bir göz atıp, içinde neler var neler yok bilin). İsterseniz yandaki dünyayı çevirebilir ya da film makinesini çalıştırabilirsiniz, ama oyuna pek bir katkısı olmayacağı da kesindir. Ana merdivenlerin yanından yukarıdaki mini balkona çıkıp köşedeki masadan başka bir mektubu alın ve sonra binaya ilk girdiğiniz odaya gelip sağ köşedeki aşağı doğru açılan kapıdan geçin. Hemen yanınızdaki şalterden ışıkları yakın dümdüz ilerleyin. İkinci katın sonunda, merdivenlerin başında, sağdan bilgisayar odasına girin. Duvardaki saatleri çevirip, sağdaki ana kasanın üzerindeki düğmeye basın. Böylece bilgisayar çalışmaya başlayacak. Hemen önünüzdeki disketi bilgisayara takın. Load edince sizden şifre isteyecek. Siz en klasik şifre yöntemi olan Valembois’in doğumgününü yazın (günlüğün ilk sayfasında yukarıda yazılı). Böylece üçüncü kattaki kilitli kapıyı açmış olacaksınız.

Şimdi buradan çıkıp bir kattan daha aşağıdan devam edin. Kapıdan geçer geçmez sağa dönüp yerden kanca gibi bir şey alın. Sonra da asansöre girin ve hemen karşınızdaki duvarın sağ altındaki belli belirsiz yere kancayı yerleştirin. Asansörü çalıştırdığınızda asansör belli bir yere kadar gidecek ve az önce koyduğunuz kancaya takılarak gizli bir katta duracak. Karşınızdaki duvarın bir zamanlar kapı olduğu doğru, ancak gördüğünüz gibi artık sadece bir taş yığını. Elinizdeki dev çekiçle yolunuzu açtıktan sonra ilerleyin. İşte karşınızda, Amerzone’a geri götürmeniz gereken ünlü yumurta! Eğer ilerideki kolu çekerseniz raylı sistemle başka bir odaya geçeceksiniz. Şimdi geri dönüp yukarı çıkın ve kancayı geri alın, sonra da tekrar aşağı inin. Normalde inmeniz gereken kata geldiğinizde, büyük bir hangar göreceksiniz. Aşağı inerek sağa dönün ve tekrar ilerleyerek bir daha sağa dönün. Oralarda bir yerlerde yukarı doğru bir merdiven olacak. Oradan çıkıp kolu çekin; böylece, bir vinç sizin yumurtanızı özel icatınız olan hydraflot’a yerleştirecek. Artık tek sorun uçağınızı çalıştırmak. Aşağı inip ilerleyin ve aracınıza sağdan girin. Bilgisayara disket yerleştirip “plan ne?” seçin. Sizden üç basamaklı bir şifre isteyecek. Bu şifre için uçaktan inin ve hangarın en sonuna kadar ilerleyin. Sağdaki asansörden yukarı çıkın. Buradaki teleskopa bakın. Kuşların uçtuğu alanın derecesini (kırmızı işaretlenmiş) aklınızda tutarak geri dönün. Bu numarayı yazdığınızda bilgisayar kabul etmediğini göreceksiniz. Ama eğer günlüğe dikkatli bakarsanız 4. sayfadaki gizli bir şey dikkatinizi çekecek. Toplam yapan son sayı ya da yalnız atı kuşa hazırsınız demektir. Şimdi kemerleri bağlayın ve derin bir soluk alın, çünkü macera şimdi başlıyor.
Alternatif
- Dracula
- Atlantis 2
Grafikler
Normal grafikler gayet güzel ama animasyonlardaki piksel sayısı çok fazla. Surat ifadeleri ise çok iyi.
Ses ve Müzik
Seslendirme eksiksiz, efektler de gerçekçi. Müzikler de fena değil; hatta bazı sahnelerde oldukça başarılı.
Oynanabilirlik
Oyunun bulmacalarının zorluk seviyesi genel olarak iyi ayarlanmış ama bazen ufak detaylar gereğinden fazla vakit kaybettirebiliyor.
Atmosfer
Kısaca, hareketli kameraların daha sık kullanılmasıyla çok daha başarılı olabilecekken, ama bu haliyle de epey iyi.
Editör Notu: 79
Sen sakın “Son adventure bu” deme! Eğer adventure seviyorsan, Amerzone’u mutlaka denemelisin.
Extra: Yok
Minimum: Pentium 166, 32 MB Bellek, 350 MB Harddisk Alanı
Önerilen: Pentium 233, 64 MB Bellek, 350 MB Harddisk Alanı
Multiplayer: Yok
Grafik Desteği: Software – Maksimum 1024×768