Oyun inceleme

Invictus: In the Shadow of Olympus (2000)

Hepsi bu muydu?!

Invictus, piyasaya çıkmadan önce kulağa hoş geliyordu: Kahramanlar, yaratıklar, karakterler, Yunan ve Roma Mitolojisi’nin tanrılarını kullanan gerçek zamanlı ve bazı yerlerde RPG unsurlarını barındıran bir strateji oyunu. Fakat…

Yine mi aynı terane?

Oyun konusunu mitolojiden alıyor. Konu başta etkileyici gibi geliyor. Yani tanrıların (bu oyunda Poseidon ve Athena) epik çatışması hoş bir konu. Fakat konu yenilikten çok uzak işlenmiş. Kahramanlar orada burada saldıran adamları doğrayıp experience alıyorlar. Böylece güçleri giderek artıyor ve bölümler geçiliyor. Bölümlerin genelde bir amacı var. Amaç genelde sıkıcı bir şekilde bölümlerdeki belli sayıdaki adamı bulup yok etmek.

Saldırı ve savunma gerçek zamanlı geçiyor ve çok yenilik barındırmıyorlar. Kahraman ve diğer savaşçılarla birlikte 20 üniteli partiyi kontrol edebiliyorsunuz. Kahramanlar partinin bireyleri. Her kahramanın mitolojide bir tanrı ile oyunda bir özelliği var. Bunlar hızlık, büyücülük, güç gibi özellikler. Oyunun RPG’ye kaçan tarafı burada kendini gösteriyor. Her ünitenin sağlığı, vuruş gücü gibi kabiliyetleri önceden belli ve giderek artabiliyor. Kahramanlar 20 diğer savaşçı 5. seviyeye kadar tırmanabiliyor. Savaşçılar saldırı savunma ve sağlık/hız kategorilerinde seviye atlıyorlar.

Büyüler de çok yaratıcı değiller. Büyüler kullanılabilmek için mana yerine “god point” denilen bir kavram kullanılmış. Büyüler için bundan gerektiği kadar ödemek gerekiyor. Büyüler dengesiz tasarlanmış. Bir büyüyü gerçek zamanlı bir savaş ortamında yapmak fazlaya sebep olabiliyor. Çünkü büyülerin çoğu bütün savaş alanını içine alan bir etkiye sahip. Ayrıca bu sırada belli bir mesafe ve zamana ihtiyaç yok ki bu da dengeyi altüst ediyor. Haritanın bir köşesinden sağlam bir ünite ile diğer uçta savaşan birini puanınızı el verdiği ölçüde iyileştirebilirsiniz.

Oyunun diğer bir parçası ise konumla alakalı, belli bir özelliği beraberinde getiren veya kullanıldığında belli şeyler sağlayan eşyalar. Fakat eşyaların bu tür benzer diğer oyunlardakilerden pek farkı isimleri. Çünkü bunlar klasik; sağlık sağlayan, hız, saldırıyı arttıran iksir ve eşyaların ileri gidemiyor.

Grafikler
Rakipleriyle karşılaşacak kadar iyi değil. Çıktığı zamana yakışmayan bir teknoloji. Daha iyi olmalıydı.

Ses ve Müzik
Müzik atmosferle uyumlu. Sesler idare etse de kurtarmıyor. Kulak tırmalamak değil ama bu oyun için söylenmiş.

Oynanabilirlik
Ters giden birşey yok olunca insanın canı oynamak istemez ki. Kontroller zor, oynanış sıkıcı.

Atmosfer
Konu etkileyici fakat ne yazık ki uyduruk detaylar oyuna bir şey kazandırmıyor. Interplay’den bunu beklemezdik.


40 — Editör Notu

Minimum: P166, 64 MB RAM, 300 MB HD
Önerilen: PII 300, 64 MB RAM, 300 MB HD
Hızlı CD-ROM, 8 MB Ekran Kartı
Multiplayer: IPX, TCP/IP veya Modem, 4 kişi
Grafik desteği: Yok


Alternatif

Revenant


Tozlu rafların tozunu kaldırmayın

Teknolojik açıdan oyun daha çok eski bir oyunu hatırlatıyor. 640×480 çözünürlükteki grafikler zamanın diğer 3D hızlandırıcı gerektiren oyunlarına yaklaşamıyor bile. Fakat yine de oyun sanki 3D motor kullanıyormuşçasına haritayı çevirmeye yakınlaşıp uzaklaşmaya olanak tanıyor. Yapay zekasının oldukça düşük tasarlanmış olması oynanabilirlikten çok şey alıp götürüyor. Örneğin savaş sırasında düşman ünitelerinden birini öldürünce üniteler diğer düşmana geçmek yerine öylece ortada bakıp duruyorlar.

Oyunu tek kurtaran şeylerin sesler olduğunu söylemek isterdim fakat müzik atmosfere uygun olsa da sesler alakası kalıyor. Şöyle ki; mitolojik çağda bir savaşçı “Haydi Rock’n Roll yapalım!” diye bağırıyor.

Oynanabilirlik açısından hiçbir şeye sahip olmayan Invictus, yenilik getirmediği gibi eskiyi bile taklit edememiş. Oyun sanki çok acele çıkmış gibi birçok şey eksik kalmış. Muhtemelen bu Warcraft III ile yaratılmaya çalışılan “Role Playing Strategy” türünün daha oturmamasından kaynaklanıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir