Blog
The Devil Inside (2000)
Böyle bir tv şovu daha önce görmediniz.

Dave Ackland, bahsini ettiğimiz havalı kafalı adam, bir zamanlar sıkı bir polistir. Ancak memurluk ile para kazanmanın zor olduğunu anlar ve polislikten istifa ederek Kaliforniya’daki bir kablolu TV ile anlaşır. Evet, zannediyorsunuz ki, o TV kanalının kapısında koruma olarak çalışmaktadır, değil mi? Hayır. Adamımız (havlu kafalı olan) TV kanalının sahibinin odasına girer (randevusuz içeri girme efekti), ve aynen şunları der: “Medya kralı olmak bir problem var. İlgilenir misiniz?”. TV kanalının sahibi de aynen şu cevabı verir, korumaları çağırdım, buraya gelmelerine sadece 20 saniye var. Ne söyleyeceksen çabuk söyle.” Adamımız da doğaçlama üzerine özelleşmiş bir TV kanalı için yapmaktadır. Gözünüzün önüne getirin, Dave’in bir baskın anı olarak ekranlara gelmekte. Her taraf kan ve silah sesi ile doludur ve bu sırada araya bir reklam girer. “MUCİZEVİ ROKELBURR İLE BEŞ DİL, DÖRT DİL, ÜÇ DİL, TAM BİR AYDA 20 KİLO VE REBİLİRSİNİZ. ŞİMDİ SADECE 29.99 DOLAR VE ÜSTELİK YANINDA ÜÇ PAKET ÖZEL C VİTAMİNİ TOZU İLE BİRLİKTE.”
DAVE’E!!! BİR İMZAA VERİR MİSİN?
Dedik ya, Dave Ackland, gazetecilikle ilgilenmeye karar vermiş bir polistir. Artık incelediği olayları lokal yayın yapan ve para karşılığında yayınlayan bir TV kanalı için çekmektedir. Gelme karizmatik bakışları ve havlu kafası ile aynen şu lafları eder. “Canlı yayında polis baskını, gerilim, kan, korku ve… rating!” Bu sırada korumalar kapıya gelmiştir ancak TV patronu şişman adam elinin bir işareti ile korumaları durdurur. “Bu beyefendi yeni starımız. Ona yeni odasını gösterin.”

Ancak Dave sıradan bir insan değildir. Bu havlu kafalı, karizmatik bakışlı adam aynı zamanda da sıra dışı ve doğa üstü bir güce de sahiptir. Adamımız havlu kafalı olan, istediği zaman kadın olabilmektedir. O zaman, havlu kafalı kahramanımız şeytan ruhu ve şeytan özellikleri olan Dave’e dönüşebilmektedir. Şimdi bir saniye burada duralım. Son günlerde büyük gazetelerimizde bir araştırma ortaya çıktı. Bir köşe yazarının oğlu mu, torunu mu ne, Sims oynarken, yönettiği erkek karakteri başka bir erkekle öpüştürmeye çalışmış ve anladığım kadarı ile başarılı da olmuş. Yani bizim 5 yıl düşünsek, ki ben 5 yıl The Sims oynasak aklımıza gelmeyecek bir fantezi yapmış çocuk ve oyundaki karakterini Gay yapmış (homoseksüel yapmış). Bu olayı gören yazar da gazeteden yazmış duyduğumuza göre. Vay efendim nasıl böyle bir oyun yapılırmış vs. Neyse, o çocuğun içinde bu dürtülerin zaten var olduğu gibi yorumlarımızı hemen pas geçip Devil Inside’a dönüyorum ve diyorum ki: Aman! Arkadaşlar aranızda oyunu örnek alıp, akşamları kadın kılığında sokağa çıkmaya özenen varsa ya yapmasın ya da yaparsa oyunda gördüm deyip zaten zor gelişen ülkemizdeki oyun piyasasının anında bir karara varmasını olmasın lütfen! Bakın açık açık söylüyorum, bu oyundaki Dave’in kadın bir şeytana dönüşmesi aslında simgesel bir tasvirdir. Ve insanların içindeki şeytanın, daha çok katmanlı davranışları ile benzediğini göstermek için anlatmaya çalışılan bir benzetmedir.
Ancak Dave sıradan bir insan değildir. Bu havlu kafalı, karizmatik bakışlı adam aynı zamanda da sıra dışı ve doğa üstü bir güce de sahiptir. Adamımız (havlu kafalı olan) istediği zaman kadın olabilmektedir, o zaman havlu kafalı kahramanımız şeytan ruhu ve şeytan özellikleri olan Dave’e dönüşebilmektedir. Sanatsal bir olaydır. Aklımız şeyimizle çalıştırmayalım lütfen. Ön yargılarımızla…
NEREDE KALMIŞTIK?
Hikayemize geri dönelim hızlıca. Adamımız havlu kafalı Dave bir gece bir ihbar alır ve akıl almaz cinayetlerin işlendiği söylenen bir eve baskın düzenler. Ev güle bir evdir ki, ev yaptıranlar günün birinde maddi sıkıntıya düşerse korku filmleri için set olarak kiralarız yolumuzu buluruz diye yaptırmışlardır sanki. Görünce siz de bana hak vereceksiniz. Zaten ev de tipine yaraşır biçimde azına kadar zombilerle doludur ve havlu kafalı adamımız Dave ile onun ikinci kişiliği şeytani Deva, bu evin sırrını çözebilmek için bin bir çeşit zombiyle savaşmak zorunda kalacaktır.

Tabii medalyonun diğer yüzü de tüm bu olan bitenin peşindeki bir kameraman tarafından anında ekran karşısındaki sevgili seyircilere ulaştırılıyor olmasıdır. TV şovunu yöneten Jack T Ripper’ın oyun boyunca o kameraya geçin, şu açıdan görüntü istiyorum, şunu kaçırmayın gibi sözler sarf ettiğini arada da sizi gaza getirmek ve seyircileri coşturmak için şov yaptığını göreceksiniz. Bir zombiyi kafasından tek vuruşla yere yıktığınızda seyircilerin ister çığlıklarını duyacaksınız, zombinin çenesinin yavaş çekim ekrana yansımasını seyredeceksiniz. Bir tuzağa düştüğünüzde ise seyircilerin korku dolu çığlıklarını ve Jack’in tempo arttıran yorumlarını duyacak, kameramanların tuzakla ilgili çekimleri ve ekrana yansıyan görüntüleri seyredeceksiniz.
Alone in The Dark serisinin yaratıcısı Hubert Chardey (Hubert Sadooo) tarafından dizayn edilen oyunda Alone in The Dark serisinden de, Resident Evil serisinden de bir şeyler bulacaksınız. Oyunda karşılaşabileceğiniz elli ayrı çeşit yaratık var ve bunların her birinin ayrı bir saldırı taktiği var. Neyseki oyuna başlarken kullandığınız Magnum’a ilerleyen aşamalarda 6 yeni silah ve 8 psişik güç eklenecek.
Oyunun ilginç ve güzel yanının bir TV şovu havasında yaşanıyor olmasından kaynaklandığını yazmıştık. Elbette hareketlerinizi ekrana yansıtabilmek için devamlı peşinizde koşan bir de kameraman olacak. Doğrusu, bu kameramanların bütün işinin gücünün sadece çekim yapmak olduğunu düşünüyorsunuz çünkü bazen zombiler sizi bırakıp onlara saldırabiliyor ama kameramanların bir adım bile geri gitmediğini görünce karşınıza çıkan her şeyi temizlemeniz gerektiğini anlıyorsunuz.

Çatışmalarda sadece kendinizi değil, kameramanınızı da korumayı unutmayınız.
Etraf karanlık ve tehlikelerle dolu. Havlu kafalı kahramanımız ise canlı yayında zombi avlıyor. Aslında diğer oyunlardan daha fazla saçma değil ama daha oynanır olduğu kesin. Ufak tefek hataları görmezden gelmeyi başarabilirseniz kendinizi atmosfere kaptırmanız çok kolay olacaktır.
Alternatif
Guardian of Darkness
Grafikler
Ağaç ve çalılıklardaki kaplama sorunları göze batıyor. Karakterlerin de çok detaylı olduğu söylenemez.
Ses ve Müzik
Havlu kafalının sesi biraz daha etkileyici olabilirmiş. Müzik ve diğer sesler ise atmosferi tamamlayacak kadar iyi.
Oynanabilirlik
Böyle bir oyunda atlama olmaması eksi gibi görünse de oyunu bir platform oyunu olmaktan belki de buna borçluyuz.
Atmosfer
Son derece atmosferik, insanın içine çöken bir oyun. Bir anda mıhlanıp izlercesine oynamak mümkün.
Editör Notu: 70
Farklı ve yüksek bir oyun olacağı kesin. Ufak tefek hataları olsa da oynanmaya değer.
Minimum: PII 350, 32 MB Ram, 3D Kart
Önerilen: PIII 500, 64 MB Ram, 3D Kart
3D Desteği: Var
Multiplayer: Var
Ekstra: 3D Sound