Oyun inceleme

NOX (2000)

NOX

Büyü ve kılıç tarihin en vazgeçilmez silahları olmuştur. Ama artık yeni bir alternatifiniz var: Kontrol.

Yapım: Westwood
Dağıtım: Electronic Arts
Türkiye Distribütörü: Aral İthalat
Tür: Aksiyon–FRP


Westwood bu oyunun üzerinde epey uzun süredir uğraşıyordu. Diablo’nun piyasadaki hâlâ ulaşılamamış tacını tek hamlede kapmak için. Oyuna farklı bazı özellikler getirildiği kesin, ama yine de hepsi Diablo’nun sabahlara kadar defalarca oynamamızı sağlayan atmosferini yakalayabilmiş mi, tartışılır.

Gerçekten de uzun çok uzun zamandır reklamları yapılan ve merakla beklenen bir oyundu bu Nox. En nihayetinde geldi, gördük, oynadık, bitirdik, birbirimizi yedik, dergide sabahladık, kaçırmadık, uzun uzun konuştuk ve en sonunda bazı kararlara vardık. Tamam, grafikler güzel, efektlere laf yok, Diablo’yu kendine örnek edinmeden özgün bir oyun yaratılmaya çalışılmış (hatta bu yüzden takdir de ettik), ama yine bir şeyler ısrarla eksikti. Niye Diablo’yu bitirdikten aylar sonra bile bilmem kaçıncı kez daha bitirme telaşı içerisindeyken, bu oyunu bir kere bitirmek, üstelik diğer karakterlerle oynarken bambaşka senaryolarda oynamak varken, yetiyordu? Karakterler belli bir level’i geçemediğinden mi, oyunun gerçeklikten uzak, tam bir bilgisayar oyunu havası veren “bölüm bölüm” oynanması mı (o da ne demek demeyin, bir oyun oyun olduğunu ne kadar hissettiriyorsa o da o kadar kötüdür, atmosfer feci şekilde bozar), oyuncunun kısalığı mı, yoksa oyunun bazı katı kurallarla oynanması ve oyuncuya çok seçenek şansı vermemesi mi? Açıkçası bilmiyorum, ama yine de bildiğim bir şey var, o da tüm bunlara rağmen kesinlikle NOX’u oynamasının çok zevkli olduğu ve Diablo 2 gelene kadar tartışmasız bu türün tercih etmeniz gereken tek temsilcisi olduğu.


“Ilberate to tame…”

Oyunumuzun asıl benim sevdiğim tarzdan ilginç bir konusu var. Hani şu gerçek dünyayla fantastik dünyaları birbirine bir şekilde bağlayan boyut kapıları vardır ya… İşte sıradan bir Amerikan genciyken böyle bir boyut değiştirme olayından sonra kendimizi Nox adlı ülkede geriye kalmış tek Necromancer güzeller güzeli (bence) Hecubah’ı öldürmeye kalkarken buluyoruz. (Oyunun orijinal kitapçığında Nox’un tarihi hakkında hemen her türlü ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.) Tabii lisede bize öğrettikleri bir necromancer karşısında pek etkili olmayacağından kendimizi Nox dünyasındaki üç ana gruptan birine dahil etmeli ve onun öğretilerini benimsemeliyiz.

Bunlardan warrior ve wizard herkesin bildiği hemen tüm bu tip oyunlarda olan meslekler. Bir kaslı kolunun değeri mistik sözcükleri kullanır. Ama ilk defa bu oyunda gördüğüm bir seçenek daha var ki oynanması epey eğlenceli ve epey ilginç: conjurer. Yani doğrudan değil de yarattığınız veya kontrol altına aldığınız yaratıkları yöneterek düşmanları öldürebileceğiniz bir meslek. İşte gerçekten bu tip oyunlarda görmeye alışık olmadığımız bir yenilik. Bu bir avantaj sayılabilir, her karakterin sadece 4 tane ana özelliği olması çok büyük bir eksik. Gerçekçi olmasına özen göstereceğiniz bir oyunda sadece güç, sağlık, hız ve mana olması hem ayrıntı seviyesini düşürür hem de oyunun atmosferini azaltır. Neyse ki, oyunun tüm kaderini etkileyecek karakter seçiminin sonra, adamınızın her türlü kıyafetini ve suratını dizayn edebileceğiniz bir ekran geliyor, ki artık her oyunda oyuncunun çabuk ısınması ve sevmesi için olması gereken bir özellik bu (yine de büyüme şekli mi seçmek derseniz, “beyin” özelliklerinin daha çeşitli olması ya da daha “yetenekli” olması isterdim). İsminizi falan da yazdıktan sonra toplam 11 bölüm boyunca sürecek maceranıza başlıyorsunuz.

Ama oyunun ilginç yanı şu ki, aslında takdir edilesi bir özellik; seçtiğiniz karaktere göre izlediğiniz senaryo farklı oluyor. Yani Diablo’daki gibi hangi mesleği seçerseniz seçin aynı haritada başlayıp aynı görevleri almıyorsunuz. Hoş Diablo’da olan randomize de oyunda yok, mesela. Demek istediğim oyunu boyunca yapacak çok düz. Fazla seçenek hakkınız yok ve size verilen 11 bölümü sırasıyla yapımcıların istediği şekilde uslu uslu oynamalısınız. Ama neyse oyunun bu zayıflığı da seçtiğiniz mesleğe göre farklı bir yol izlenmenizle kapatılmış. Gideceğiniz yerler, karşınıza çıkan eşyalar ve görevler, hepsi farklı oluyor (aslında her karakterle oyunu bitirmedim, büyük konuşmayayım, ama muhtemelen son iki bölümde senaryoların hepsinin kesişmesi lazım). Böylece bir bakıma oyuna baştan başlamanız için bir mazeretiniz oluyor.

Oyuna girdiğinizde ilk bakışta oyunun Diablo’nun çok benzeri bir sisteme benzediğini görürsünüz. Ama kontroller Diablo’daki gibi değil ve daha güzel. Oyuna başladığınızda göreceksiniz, ve kesinlikle değişik. İlk yapmanız gereken, Diablo’da sol tuşa basınca tam bastığınız noktaya doğru adam koşardı. Burada ise sağ tuşa basılı tutarak istediğiniz yöne adamı götürüyorsunuz. Eğer oku adama yaklaştırırsanız adam yürür, uzaklaştırırsanız da koşar. Diğer bir deyişle daha “kontrollü” bir kontrol sistemi.

Her karakterin 4 ana özelliği haricinde bazı farklı yetenekleri var. Mesela wizardlar görünmez büyü-tuzakları kurabiliyorken (single player’da hiç gerek yok, multiplayer’da aşırı zevkli ve gerekli) conjurerlar bomba her denilen garip yaratıklar yaratabiliyorlar (kısaca anlatayım, bu yaratıklara istediğiniz üç tane büyüyü yerleştiriyorsunuz ve bırakıyorsunuz kendi haline, hani düşman bulup kendiliğinden patlıyor, tabii ki büyülerle birlikte). Wizardın kurduğu tuzakları gören ve tuzakları takip eden versiyonu yani savaşçılar da bazı özel yeteneklere sahipler (mesela war cry ortamda büyü namına her şeyi yok ederken, tread lightly sessizliği ve tuzaklara yakalanmadan geçmenizi sağlar). Oyun ilerledikçe bu yetenekleriniz de gelişecektir tabii. Ayrıca wizardın yapabileceği 46 büyü, conjurer’ın da yapabileceği 24 büyü ve çağırabileceği bir o kadar da yaratık var.

Karakteriniz geliştikçe ayrıca dört ana özelliğine de boş durmuyor tabii, git gide artıyor. Ama ne yazık ki böyle bir oyunda karakter level’ları 10’dan fazlaya çıkmıyor (gerçi 10. level’da next level experience kısmında gözüken bir şey var, ama o puana ulaşmak için oyunda yeterli kazara da yok).

“…ex infernis”

Oyunun diğer ilginç özelliklerinden bir tanesi True Sight özelliği, ki bence bu kesinlikle her oyunda olması lazım. Her ne kadar 3. kişinin gözüyle oyuna bakıyor olsak da, karakterimizin gerçek bir görüş sisteminin olması açısından bu önemli. Bu sistemde karakter ne görüyorsa siz de onu görüyorsunuz. Her şey gerçekçi, fizik kurallarına sadık kalınmış (yani ağacın arkasındaki adam ağacın yanına gelmeden görünmüyor). ve daha da önemlisi evinin içine girip yatağının yanındaki sandıktan göz göre göre parasını çaldığında bana melun melun bakmasını ve sonra kendisine hiç bir şey görmemiş koyun muamelesi yapmamı hiç istemem. Böylesine zekice dost birlikler yapan Westwood’dakiler neyseki aynı saçmalığı düşmanlar konusunda göstermemişler ve güzel bir yapay zekâ yapmışlar. Onların görüş açısına girdiğinizde sizi bazı çok özel yerlere girmeniz dışında sonuna kadar (hatta karlar arasında bile) izleyen ve yeterince yara aldığında felik felik son sürat kaçan düşmanlar, hem oyunun atmosferini arttırıyor hem de daha bir hırs yapmanızı sağlıyor. Bu bakımdan iyi, ama aynı yapay zekânın kasabadaki insanlar için de geçerli olmasını isterdim.

Westwood’daki insanlar oyunu yaparken multiplayer olayına da ağırlık vermeyi unutmamışlar. Arena, capture flag, king of the realm gibi modlarda oyunu oynamanız mümkün. Özellikle king of the realm’i kesinlikle multiplayer’da oynamanın tadına varın (ebe kalmış kişilerle oynamanızı önermemekle birlikte), çünkü çok zevkli. Özellikle de grubumuzda “pardon ayılarımı gören var mı?” diyen bir yazı işleri müdürümüz varsa!

Oyunda genel olarak bahsedeceğim çok şey var, ama hem yerim yok hem de hepsi zaten oyun kitapçığında fazlasıyla var. O yüzden okuduğunuza değecek bir tavsiye bölümüne yazımı bitirirken, tüm oyun tüketicilerine NOX’u gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Ben oyunu wizard olarak oynayıp bitirdiğim için ancak büyücüler hakkında tavsiyede bulunabilirim, ona göre (bu arada bir wizard için mana her şey demek olduğundan ve hemen her yerde mananızı bedavaya charge edebileceğiniz kristaller ve diğer mana kaynakları olduğundan çok zorlanmadan bir büyü ustasıyla oyunu bitirebilirsiniz):

  • Öncelikle oyunun neredeyse son bölümüne kadar oluşturacağınız ilk büyü setinde missiles of force, lesser heal, lightning, fireball ve force field olsun. Ve devamı force field büyüsü yapın derim.
  • Size büyü atan adamlar çıkmaya başlayınca, confuse’li ışın ya da alev öncü büyüyü yapın, sonra da lightning atın.
  • Bazı yaratıklar bazı büyülerden hiç ya da çok az etkilenirler. Mesela karşınıza sonlarda çıkacak olan conjurer’in en etkili yarattığı Golemler fireball’dan etkilenmiyor ve lightning’den çok rahat zarar alıyorlar.
  • Oyunda potionlara falan para vermeyin, en çok giysinize ve kesinlikle spell book’lara para harcayın. Oyun boyunca bir çok yerde potion çıkıyor.
  • Daha da önemlisi oyunun sonlarına doğru satıcılarda belirmeye başlayan “control rod recharge”lı fireball veya lightning staff’lerine falan kesinlikle 10000-20000 altın vermeyin. Bunlar zaten son bölümlere doğru bir yerden buluyorsunuz (bir tanesi bir orge evindeydi galiba). Kaldı ki bunlardan lightning olanı zaten çok kullanışsız, hemen bitiyor ve uzun süre sonra recharge oluyor. Parayı en iyi kıyafete harcayın, hatta yedek kıyafet bile alın. Çünkü zarar gördükçe (mesela cübbenizin durability’si çok hızlı azalır ve yerin üç kat altına demonlara karşı kot-shirtle savaşmak zorunda kalabilirsiniz).
    1. bölüme geldiğinizde Nox’un en büyük efsanesi Staff of Oblivion’u alabileceksiniz. Gerçekten de “Allah be” dedirten bir silah ve o ana kadar karşınıza çıkan tüm düşmanları bir kaç saniye içinde rahatlıkla yok edebilir. Üstelik şarj edilebildiğinden her hangi bir mana kaynağının yanında durarak koca bir orduyu yok edebilecek güce sahip olabilirsiniz. Ama maalesef silah Hecubah’a bu kadar kolay zarar vermiyor.
  • Hecubah’a karşı sadece uğraşıp bir sonuç alamamanız mümkün. Ama level olarak kalitemizi konuşturmak zorundaydık ve size Hecubah’ı bir iki saniye içinde öldürecek çok kolay ve küçük bir taktik vereceğiz (ama yine de siz ilk kendiniz deneyin): Önce arkanızı güvenliğe alabileceğiniz bir mekâna geçin ki Hecubah size her yerden yaklaşamasın. Ve bu bir mana kaynağının yanı olsun. Hecubah üzerinize doğru gelirken Reflective Shield büyüsünü yapın. Adamız büyüyü söylerken Staff of Oblivion ile Hecubah’ı tıklayın ve sadece birazcık bekleyin.
  • Multiplayer oynarken, küçük haritalarda en çok işe yarayan büyü magic of missiles’ken, büyük haritalarda, özellikle de king of the realm’i oynarken tartışmasız en çok kullanacağınız büyü “blink” olacaktır, süper etkili bir kaçış yöntemi.
  • Son olarak oyunu çok sık save edin, bir çok yerde sürprizlerle karşılaşabilirsiniz (ya da bir kaç yüz defa başıma geldiği gibi oyun kitlenebilir).

Grafikler

Grafikler mükemmel değil ve 3D’yi desteklemiyor, ama yine de güzel. Çevre güzel, ayrıntılı. Büyü efektleri tatmin edici.

Ses ve Müzik

3D sound desteklenmiyor, ama stereo iyi çalışıyor. Ses kaynaklarının yerini fark edebiliyorsunuz. Müzikler ise çok iyi.

Oynanabilirlik

Bence basit ve kullanışlı bir arayüzü var. Bazen yerdeki eşyayı almak sorun olabilir ama genel olarak sorunsuz.

Atmosfer

Diablo’dan biraz önce olsa da, bir çok yönden ondan başarılı. Batı ayrımı fikrini ve atmosferi sürükleyici buldum.


Editör Notu: 86

Diablo 2 çıkana kadar tek alternatifiniz. Ve aldığınızda kesinlikle pişman olmayacağınız bir oyun.

Extra: Yok

Minimum: Pentium 200, 32 MB Bellek, 300 MB Harddisk Alanı

Önerilen: Pentium II 266, 64 MB Bellek, 300 MB Harddisk Alanı

Multiplayer: Internet ve Ağ üzerinden 32 kişi

Grafik Desteği: Software ve Direct 3D – maksimum 1024×768

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir