Oyun inceleme

Wild Wild West: The Steel Assassin (1999)

Vahşi batı hiç bu kadar vahşi, mahmuzlar hiç bu kadar parlak olmamıştı! İnanın!

Jim West. Gerçek bir silah ustasıdır. Tüm aletleri kolunun bir uzantısı gibi kullanabilmesini yanı sıra zenci ve çok çevik. Ayrıca tüm kadınları ona hasta! Artemis Gordon. Her türlü abuk ve subuk icadın patenti sahibi. Silahlardan nefret eder. Sadece mekanik aletler kullanır. Günümüz teknolojisini bile fazla eskimişin yanında beyaz ve sıçramaz! O da ilginç hasta! İşte bu muhteşem ikili, haydutların en zor görevlerinde bir araya gelip Amerika Başkanının sonunu hazırladığını iddia eden kişilerin çoğunluğunu durdurmaya karar verirler. Bu zorlu görev boyunca onlara yardım etmek kabul edecek kadar zeki ve çevik ve cesur ve yetenekli ve yakışıklı olduğunuzu düşünüyorsanız haydi o zaman, ekrana başına!!!

Diye biri intro yapmak istemezdim, ama saat gecenin bilmem kaçı ve zaten çoktan içilmiş olduğum yazılarımı bir gün daha yazmamak istiyorum. Sanırım şu kafası ile olan kişilerin de hoş sonuçlar çıkamayacağını düşündüğümden çok azıcık SouthPeak’in son oyunu Wild Wild West’i açıklamaya giriyorum, kemerleri bağlayın.

Her şeyden önce, bir çok oyundan farklı bir türü var. Kimi yerde normal bir adventure çözer gibi uğraşırken, kimi yerde de silahları konuşturacak, vurulmak için en hızlı manevralarınızı yapacaksınız. Yani karşınızdaki aslında aksiyon sahneleri ile süslenmiş bir adventure. Diğer adventure’lardan farklı ve belki de kas egzersizi için uygun bir ayrı karakter. Oyun her açıdan da farklı hikayeleri anlatır. Eğer Jim West’i seçerseniz, oyunda bir bar da başlayacaksınız ve araştırmalarınız boyunca takılacaksınız. Yok eğer Gordon’u seçerseniz araştırmalarınız bir trende başlayacak, Gordon’un her türlü bilimsel oyuncakları ile uğraşacaksınız. Ve böylece her karakter için yazılmış 4’er hikayeyi bitirecek ve en sonunda ikisinin de yer aldığı final bölümünü oynayacaksınız. (Gerçi bu bölümde de yapılacak çok bir şey yok, çoğu demo). O yüzden iki ayrı oyun oynuyor gibisiniz. Karşınıza çıkan karakterlerden sorunları çözerken başvuracağınız yol da her şey farklı olacak.

Gerçi problemlere Jim daha çok silah tutan kolundaki kas lif sayısı ile, Artemis de beyin kıvrımlarındaki elektriğin hızıyla çözüm getiriyor, ama gelene kadar da can çıkıyor; çünkü oyunun adventure kısmı epey zor. Sıranın klasik adventure’lara benzer bir yapısı var. Yani adamınızı dışardan görüyorsunuz, ekran ekran oynuyorsunuz, ekrana göre kamera açısı değişiyor ve bulduğunuz objelerle bulduğunuz tüm deliklerde deneme-yanılma metodunu kullanmak zorundasınız. Hoş, bu tip adventure’lar zevklidir ama eğer doğru deliği bulamazsanız, oyunlar çok kolay sıkılırsınız. Nitekim de bu oyunda da deneme-yanılma mekanizması var.

İçeriği Options bölümünden ayarlayabiliyorsunuz. Buna göre gerekli yerlerde ipuçları alabiliyorsunuz. (Kısmen hoş.) Ama burada en acı şekilde hissedilen şey oyunun tüm tabanlı stratejiler hariç tüm oyunlardaki tüm zorluk ayarlarını şiddetli kaçırması. Bir oyunu iki kişi bitirdiğinde eşit şartlarda bitirmiş olmalıdır. Red Alert Mediumn’da bitiren Hard’da bitiren gibi keyfe konulmamalı gerekir. WWW ipuçları ile bitirdiğini iddia eden bir zavallıya da kesinlikle övünmeye hakkı yoktur. O yüzden firmalar oyunlarını her zaman en kolaydından zora doğru ayarlamalıdır.


Silahlar ve…
Şu ana kadar filmleri taklit eden oyunların pek başarılı olmadığı kesin bir gerçek. Kim bilir, belki bu yapımcıların filme bağlı kalmam diye yaratıcılıktan uzaklaşmalarıdır, belki de filmin ününe güvenip oyunun yapımına yeterince özen gösterilmemesindendir. Ama bildiğim bir şey varsa Wild Wild West şeytanın bacağını kıracak gibi.

Günümüzde, özellikle de Dracula Resurrection’ı gördükten sonra beni her hangi bir şekilde yerimden zıplatma şansı yok. Yani iyi, uğraşmış ama nerede Dracula, nerede WWW. Özellikle de artık söylediğim kelimelere göre dudaklarını oynatan karakterlere sahip oyunları yaptıkları günümüzde, tahta kuklalar gibi sadece kolları bacakları oynayan gerçekçi şekilde oynamak yetmiyor. Daha fazlasını istiyoruz. Irene konuşurken pencereden gelen rüzgar Gordon’un saçını dağıtmalı, gülerken Jim’in çukuru dişlerini görmeliyiz; eğer korkuyorlarsa, mutlularsa ya da kızgınlarsa kopuruyorlar, ya da bunları sadece kaşlarından okuyabilmeliyiz! Yaşasın reklam, kahrolsun materyalizm (ne?) (Bir dakika, gaza geldim, pardon)

Demodan sonra oyuna geçtiğinizde kullandığınız karakterlerin de 3D olduğunu, ama arka planların tamamen 2D render edildiğini göreceksiniz. Bu mekanlar Music teknolojisi deniyor, öğrenin. Kısacası, sesten yana bir şikayetiniz olmaz, garanti veriyorum.

Sonuç itibariyle WWW, ekran ekran oynanan adventure yapısı ve aralardaki silahlı mücadeleleriyle, eski batıyı seven ya da hep kovboylar arasında bir dedektif olmak isteyen herkesi kendisine çeker. Eğlenceli bir yapısı var, ama bazı yerlerde tıkanırsanız ve bu da canınızı sıkabilir. Bu yüzden siz en iyisi oyunu alıp oynayın ve takılıp bize tam açıklamasını yazmamız için ısrar edin. Tabii bu sırada, altı patlarınız kuru, kalbinizi dolu tutun.


Alternatif
Men in black
Queen: The Eye


Grafikler
Grafikler güzel. Arka planlar 2D, karakterler 3D olması herhangi bir karışıklığa yol açmamış.

Ses ve Müzik
Pek fazla söylenecek bir şey yok. Müzikler ortama göre değişmesi güzel. Efektler de iyi.

Oynanabilirlik
Oyuna çok hızlı şekilde alışıyorsunuz, ama bulmacalar çözerken bir çok yerde zorlanacaksınız, hatta pes edeceksiniz.

Atmosfer
Hemen sarar ve hemen sıkıcı bir yapısı var. Bir sabırlı olanlar için epey eğlenceli olacaktır.


Editör Notu: 80

Oldukça iyi bir action adventure. Men in Black’in yapımcıları, ilk oyunlarında çok daha iyi bir iş çıkartmışlar. Filmlerinden bile zevkli.

Minimum: Pentium 200, 32 MB bellek, 200 MB sabit disk alanı
Önerilen: Pentium 300, 64 MB bellek, 400 MB sabit disk, 8 MB 3D ekran kartı
Grafik Desteği: Direct3D ve Software – maksimum 800×600 çözünürlük
Multiplayer: Yok
Extra: Yok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir