Oyun inceleme

Codename Eagle (1999)

Savaş, casusluk, suikast, entrika, heyecan, aşk… Hepsi bu oyunda, 32 kısım tekmili birden!

Yapım: Talonsoft
Dağıtım: Take 2 Interactive
Tür: Action Adventure


Hani derler ya, önyargılı olmak pek iyi bir şey değildir gerçekten de çok çabuk yanılabilir insan. Nitekim bu oyuna da ilk bakışlarda çok önyargılı yaklaştım, sıradan bir FPS, bir Doom kopyası gözüyle baktım. Ancak kısa süre içinde ne kadar yanıldığımı da anladım, çünkü her ne kadar ilk izlenimler pek parlak olmasa da, oyunda ilerledikçe işin gerçek doğasını, gerçek rengini fark ettim. Ve çok da hoşuma gitti.

Ama durun tartışmaya başlamadan önce konusuna bir bakalım, çünkü çok orijinal olmasa bile yine de az işlenmiş bir hikayesi var. Öncelikle olaylar bizim dünyamızda geçmiyor, yani en azından bildiğimiz haliyle bizim dünyamız ya da zamanımız sayılmaz. 1900 yılında yavaş yavaş ekseninde bir sapma oluşuyor, tarihin aslında oldukça doğal bir fenomene ama sonuçta alternatif bir gerçekliğin, bir paralel zaman-mekan akımının oluşmasına yol açıyor. İşte olaylar bu paralel zaman ve mekanda geçiyor.

Yüzyılın başındaki politik akımlar nispeten ılıman bir akış izliyorlar ve Birinci Dünya Savaşı asla çıkmıyor, ancak Rusya İmparatorluğu’nda bazı güç delisi tipler çeşitli dolaplar çeviriyorlar ve Bolşeviklerden bahsettiğimizi de sanmayın sakın. 1917 yılında o dönem iktidarda bulunan Çar yatağında bir suikaste kurban gidiyor, yerine de oğlu Prens Peter geçiyor. Peter tüm dünyayı yönetme hevesiyle dolu bir adam, bu yüzden başta çelik endüstrisi olmak üzere çoğu alanı devletleştirip kontrolü altına alıyor ve Rus ordusunu aşırı da görülmeyen güçlü silahlarla donatıp komşularına saldırıyor.

Aradan geçen on yıl Rus ordusunun adım adım dünyayı fethetmesiyle geçiyor, her ne kadar işgal edilmemiş Batılı devletler bir ittifak kurup dirense de işlerin onların açısından pek iyi gittiğini söylemek zor. Bu arada Müttefik Kuvvetler Komutanlığı boş durmayıp birkaç tecrübeli askerden oluşan Shadow Command adlı bir özel birlik oluşturuyor. Bu grubun başlıca işleri casusluk, suikast, sabotaj ve benzeri operasyonları gerçekleştirmek, böylece düşmanın önemli projelerini ortadan kaldırmak. Gruplardan biri Red, Goggles ve Mortar adlı üç tecrübeli ve çılgın pilottan kurulu, bu grupta siz Red’i canlandırıyorsunuz ve genelde en tehlikeli görevlere yollanıyorsunuz.

Sopwith Camel sever misiniz?

Tabii burada bahsettiğimiz Camel içilen ya da binilen bir şey değil, daha ziyade ilk savaşın oldukça başarılı çift satıhlı İngiliz avcı uçaklarından biri. Bunun oyuna dahil olmasına gelince, biraz sabırlı olun, şimdi oyunun türünü gözden geçirirken işin farkına varacaksınız. Daha önce de dediğim gibi Codename Eagle ilk bakışta sıradan bir Doom kopyası gibi görünebilir, ancak kesinlikle değil. Aslına bakarsanız bu oyunun tam olarak ne olduğuna karar vermek biraz zor.

İlk bakışta hemen her şeyden biraz var. Öncelikle bilinmesi gereken bir nokta, oyunun etrafına Quake tarzı kurşun yağdırarak görevleri geçebilme ihtimaliniz hemen hiç yok, bunun birkaç sebebi var. İlk olarak oyundaki karakterlerin ve araçların belirli hasar modelleri var. Düşmanlarınız genelde kollarından ve vücudun dış noktalarından hasar alırlarsa bundan çok fazla etkilenmiyorlar, ancak doğrudan kafaya, göğüse ve bacaklara alınan isabetler çok etkili oluyor.

Ne var ki aynı model sizin için de geçerli, zırh ve sağlık tam da olsa bile hayati noktalarda açılan yaralar sizi devirmesine pek engel olamıyor, en fazla 2-3 atışta devriliyorsunuz. Makineli tüfek yuvaları, zırhlı araçlar ve patlamalar gibi şeylere karşı ise hiçbir şansınız yok. Bu yüzden çoğu oyundaki gibi bir bölük askere tek başınıza kapıştığınızı bile anlamazsınız, öldüğünüzü bile anlamazsınız. Bu yüzden oyunda sessiz ve derinden gitmenin mümkün olduğunca kamufle olmak büyük önem taşıyor.

Ancak çoğu zaman çatışma kaçınılmaz tabii ki. Gündüz görevlerinde bu çok büyük bir sorun sayılmaz aslında, ama gece görevlerinde çoğunlukla düşmanı tespit etmenin tek yolu ya namludan alevini izlemek, ya da onları bir risk kaynağı olarak fark etmekten geçiyor. Düşman yapay zekası ise her ne kadar Thief ya da Unreal Tournament ayarında olmasa bile, yine de fena sayılmaz. En azından üzerlerine kurşun yağarken kek gibi dikilmiyor, imkânları varsa kamufle olmaya çalışıyorlar. Düşmanların belirli görüş açıları var, ancak özellikle silah sesi ve bağrışmalara karşı son derece duyarlılar, açık alanda yankılanan bir el atışı bölgedeki tüm nöbetçileri harekete geçirmeye yetebiliyor. Oyun bu açıdan ele alındığında Thief yaklaşımı yapmıyor değil, ancak dar koridorlar yerine genelde açık alanda geçiyor olması etrafta sinsice dolaşmanızı zorlaştırıyor.

Hastasiyim sepetli motosikletin…

Oyun 12 görevden oluşuyor, ancak görevler “hangi kapıyı hangi anahtarla açtığını bul ve etrafı temizleyip sonraki seviyeye geç” mantığından çok uzak tasarlanmış. Gerçekte tüm katıldığınız gizli operasyonlar adamımız Red’i kaderiyle olan randevusuna doğru götürürken, aynı zamanda Rus birliklerinin geliştirdiği korkunç bir silahın da izini sürmekle meşgul oluyorsunuz. Ara sahneler eski tarz soluk albüm fotoğraflarından oluşan bir Slideshow şeklinde hazırlanmış, bu bana çok eski casusluk filmlerini hatırlattı ama zaten amaç bu. Red her görevde tamamen farklı bir olayla karşılaşıyor, tabii haritalar, düşmanlar ve araçlar da buna uygun olarak değişiyor.

Mesela bir görevde kılığınızın küreğinden bir Rus komutanını dürbünlü tüfekle öbür tarafa postalamanız, bir diğerinde önemli bir barajı havaya uçurmanız, daha başka bir görevde ise çift satıhlı uçağınızla uçak gemisinden havalanıp bildirilen hedefleri bombalamanız gerekiyor.

Kullanabileceğiniz araçlara gelince, kamyon, zırhlı araç, sepetli motosiklet, buharlı tekne, avcı uçağı ve paraşüt bunlardan sadece birkaçı. Ancak araçların fizik kurallarına uygun hareket ettiğini söylemeliyim. Mesela buz üzerinde kayıyor, virajlarda savruluyor, aşırı dik yamaçlarda devriliyorlar. Ayrıca mermiler ve çarpmalar hasara sebep oluyor ve benzini biten araçlar bir süre sonra bitiyor. Tamir çantası ve benzin bidonları sayesinde bu sorunu çözebiliyorsunuz, ancak bunlar haritanın her tarafında bolca bulunmak pek mümkün olmuyor tabii. Ayrıca araçların hasar seviyeleri performanslarını da doğrudan etkiliyor, simsiyah dumanlar ve alevler çıkaran bir aracın yakınlarına sokulmanız hiç tavsiye etmiyorum, patlamaları bir hayli şiddetli olabiliyor. Uçtuğunuz görevlerde ise mutlaka bir joystick kullanın derim, uçakları sadece klavye kontrol etmek bir hayli zor çünkü. Bütün bunların oyuna bir simülasyon tadı kattığını da sanırım söylememe gerek yoktur.

Bozkırlar ve kurtlar…

Oyunun grafikleri genel olarak fena sayılmaz, ancak tabii çok genel anlamda söz konusu olduğundan güçlü bir sisteme sahip olmanız oyunu gereken süratte çalıştırabilmeniz açısından önemli. Özellikle RAM büyük önem teşkil ediyor. Karanlık koridorlarda koşturmakta sıkıldıysanız Eagle bir hayli hoşunuza gidecektir, tabii Spec Ops ya da Delta Force gibi açık arazide geçen pek çok oyun çoktan piyasaya ama, hiçbirine has bir casusluk filmi atmosferine sahip değil. Grafik efektleri her ne kadar kar yağışını, dondurucu patlamaları, bombaladığınız gemilerin yavaşça batışını, yıkık köprüden aşağı uçan trenin denize gömülüşünü dek her şeyi ayrıntılı yansıtmış olsa da ses efektleri için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Bombos bir Rus bozkırında uzaktan gelen kurt ulumaları, ağaçların arasında dolanan rüzgarın uğultusu, tepenize yağan uçak bombalarının ıslıkları, ağır hasar almış bir zırhlı araçtan gelen mekanik gürültüler, kısacası hiçbir şey unutulmamış ve bunlar oyunun atmosferine büyük katkıda bulunuyor. Ayrıca oyunda Multiplayer desteği de mevcut, tek başına ve takım oyunları Net üzerinden oynamak mümkün, tabii hızlı bir bağlantı gerekiyor.

Sonuç olarak Codename Eagle ufak tefek eksiklerine ve hatalarına rağmen oynaması zevkli bir yapım, kanımca tek büyük eksiği görev sayısının az olması, ama yine de alıp oynamaya değer.

Alternatif

Blood 2

Kingpin

Mortyr

Mad Dog

Grafikler

Fena değil, ancak özellikle karakter modelleri ve animasyonlar biraz olmuş, patlama efektleri ise harika.

Ses ve Müzik

Ses efektleri güzel işlenmiş, açık arazide silah seslerinin yankılanması çok gerçekçi. Müzikler de kötü sayılmaz.

Oynanabilirlik

Farklı görevler ve oyun tarzları, ayrıca çeşitli araçlar oyunu ilginç kılıyor. Ama tek bir çözüm yolu olması çok sıkıcı.

Atmosfer

Bir FPS’te beklenmeyen ama Eagle’da da yerinde his veren hava var, sanki bir film izler gibi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir