Blog
Half Life: Opposing Force (1999)
Tüm o Adventure oyunları nereye gitti?
Adventure oyunlarının yavaş yavaş ortadan kalktığının bilmem farkında mısınız, ancak ben buna pek şaşırdığımı söyleyemem. Neden böyle oldu, neden bir zamanlar piyasayı dolduran Adventure oyunlardan geriye pek bir iz kalmadı, neden bu tür ölüme mahkûm oldu? Aslında nedeni çok açık, bunun sebebi Half-Life ve benzeri oyunlar. Bir zamanlar kaplumbağa hızında çalışan bilgisayarlarımızda güzel grafikler görebilmenin tek yolu Adventure oynamaktı, bu oyunlar önceden render edilmiş 2D grafikleriyle herhangi bir türün yanına sokulamayacak cinsten oyun ortamları yaratmayı başarır, oyuncunun hayranlığını kazanırlardı.

Atlantis’i hatırlıyor musunuz? Ben hatırlıyorum, doğrusu şimdi bile çoğu oyunun başa çıkamayacağı grafikler vardı ve ilk gördüğümde hayran kalmıştım. Ancak küçük bir sorun var tabii, önceden render edilmiş 2D grafik kullanan oyunların dünyası mecburen kısıtlı olmak zorundaydı, aksi halde ortaya çıkacak oyun korkunç derecede büyük olacaktı, doğrusu kimsenin 15-20 CD üzerinden gelen bir oyuna para vereceğini sanmıyorum. Hatırlarsanız Atlantis’te nispeten “serbest” hareket edebildiğiniz oyunlarda bile tüm yapabildikleriniz tren gibi belirli bir hattı takip edebilmekten ibaretti.
Ancak kısa sürede çok şey değişti. Bilgisayarlar hızla güçlendi ve özellikle grafik yetenekleri inanılmaz gelişti. Programcılar da bu yeni donanımların getirdiği imkânlardan dibine kadar sömürerek yeni oyunlar geliştirdiler. Sonuç olarak tabii Adventure oyunları birer birer tarihe karıştı.
Renkli grafiklerle yapılmış FPS tarzı
…oyunlar çıktı, mesela Unreal ya da Half-Life. Özellikle Half-Life, önceden kurgulanmış olayları, bir dereceye kadar etkileyici ortamları ve karakterleriyle tam bir Adventure havasına sahipti, ancak son derece hareketli oyun yapısı ve inanılmaz atmosferiyle oyuncuyu ekran başına bağlıyordu. Bu durum böyle olunca artık 2D grafiklere ve son derece sınırlı oyun dünyalarına sahip Adventure tarzı oyunlar eski çekiciliğini yitirdi.
Madalyonun öbür yüzü…
Half-Life bu zamanların en iyi oyunlarından biri olarak kabul ediliyor, yoğun ve ürkütücü atmosferinden tutun da, son derece gelişmiş düşman yapay zekâsına kadar hemen hiçbir eksiği yok, eğer hâlâ oynamadıysanız çok yazık etmişsiniz demektir. Neyse, Half-Life oldukça iyi bir senaryoya sahipti, gizli bir üste yürütülen deneyler kontrolden çıkıp bir kazaya yol açıyor, oluşan karmaşa iki farklı boyutu birbirine bağlıyordu. Sonuçta da bu tarafta bir yığın yaratık geziyordu, pek orijinal bir konu sayılmaz, değil mi? Ancak bu noktada işler biraz değişiyordu, siz tüm yaratık ordusuna meydan okuyan kahraman bir asker değil, aksine kendi hayatını kurtarmaya çalışan bir bilim adamını canlandırıyordunuz.

Ancak kısa sürede tek düşmanın her tarafta beliren korkunç yaratıklar olmadığını, aynı zamanda her şeyi örtbas etmeye çalışan hükümet güçlerinin de peşinizde olduğunu anlıyor, başınızın nasıl bir belaya girdiğini anlıyordunuz. İşte piyasaya yeni çıkan ek görev disk’i Opposing Force konusunu buradan alıyor, yani etrafı temizlemek için gönderilen askeri birliklerden birini canlandırıyorsunuz.
Düşmanımın düşmanı…
Half-Life: Opposing Force bir görev diski, bu yüzden de oyunu kurabilmek için makinenizde orijinal Half-Life’ın bulunuyor olması lazım. Ancak şu ana dek piyasada sadece korsan kopyalarla oynayanlar için kötü bir haber yok, zira Opposing Force, Half-Life’ı çalıştıran her sistemde sorunsuz çalışıyor.

Bu kez Gordon Freeman’ı değil, Shepard isimli bir askeri canlandırıyoruz. Olaylar yine Black Mesa’da geçiyor, ancak bu sefer her şey farklı bir bakış açısından sunuluyor. Yani bir bilim adamının değil, askeri birliğin gözünden aynı felaketi yaşıyoruz.
Ön incelemesini yaptığım oyun diskinin içinde genelde orijinal Half-Life’ın da dahil edilmiş olduğunu fark ettim, bunu söylemekte fayda var. Opposing Force büyüklük olarak orijinal oyunun yaklaşık yarısı sayılabilir, bu da bir ek görev diski için pek kötü sayılmaz. Ek görev diski aynı zamanda Team Fortress Classic modülünü de içeriyor ve isterseniz makinenize kuruyor. Bilinmeyenleri söyleyeyim, Team Fortress bağımsız bir program grubu tarafından çok önceleri Quake için tasarlanmış multiplayer oyun modülüyken, sonradan Half-Life versiyonu da yapıldı. Half-Life programcıları bu modüllerin ve getirdiği farklı karakter sınıfları gibi yeniliklerden o kadar etkilendiler ki, isim hakkını satın alıp kullanmaya karar verdiler. Nitekim asıl ek paketten beklenen Team Fortress 2 üzerinde çalışıyorlar ve bu oyun da tamamen Net üzerinde oynamaya yönelik Multiplayer ağırlıklı bir yapıya sahip olacak.
Neyse, Opposing Force neredeyse tamamen orijinal Half-Life grafiklerini kullandığından, sistem ihtiyaçları da ondan çok farklı değil, yani Half-Life sisteminizde sorunsuz olarak çalışırsa, Opposing Force da sorun çıkarmayacaktır. Fakat bu arada sisteminizin daha da hızlanmasını istiyorsanız, küçük bir tavsiye: DirectX 7 sürümünü bulun ve kurun, bununla da yetinmeyip özellikle ekran kartınızın en son sürücülerini yükleyin. Özellikle gelişmiş 3D desteği sayesinde DirectX 7 sisteminizi bir hayli hızlandıracaktır.
Yeni Bir Şeyler…
Harita tasarımları ve genel atmosferin orijinal oyundan geri kalır bir tarafı yok, ama buna şaşmamak lazım çünkü yine aynı elemanlar tarafından tasarlanmışlar. Oyunun genelinde Black Mesa üssünde geçiyor, bölümlerin bazılarında Freeman’ın geçtiği yerlere yaklaşırken, bazen bir noktada ona çok yaklaşmış oluyorsunuz, ancak tabii ki elinizde kaçıyor. Bu arada pek çok yeni ve oldukça güçlü yaratıkla karşılaşıyorsunuz, tabii elinizdeki yeni silahlar da tanışma fırsatı buluyorsunuz. Zaten silahlar da bu ek paketin en güçlü yanlarından biri.
Ama tek yenilik silah ve düşmanlar değil, bir de yanınıza katılan elemanlar var. İlk oyunda bazı bilimadamları size kapıları açıyor ve muhafızlar yanınızda savaşıyordu, ama burada daha fazlası var. Yüksek rütbeli bir asker olduğunuzdan etrafa rastladığınız askerler derhal size katılıyorlar, ancak bu sadece ateş gücünüzü arttırmaya yönelik değil. Bu askerler pek çok bulmacayı çözmenizde anahtar rol oynuyorlar. Mesela bir noktada açmanız gereken kalın çelik bir kapı var. Yakınlarda bir yerde yaralı bir mühendis buluyorsunuz, daha sonra da bir yolunu bulup önceden size katılan doktoru onun yanına ulaştırıyorsunuz. Doktor elemanı tedavi ettikten sonra da onu kapıya götürmenizi ve yanında taşıdığı kaynak makinesiyle demir kapıyı kesip size yol açabilmesini sağlıyorsunuz.
İlginç değil mi, kırmızı kapıyı açan kırmızı anahtarı aramaktan çok daha mantıklı bir bulmaca bence. Fakat bu noktada oyunun küçük bir problemi var, her ne kadar düşman yapay zekası oldukça iyi olsa da, aynı şey yanınıza katılan elemanlar için pek geçerli değil.
Özellikle sık sık karşınıza çıkan ve üssü “temizlemekle” görevli olan Black Ops askerleri son derece çevik ve zeki davranıyorlar, ama nedense yanınıza katılan elemanlar odun gibi dikilip ölene kadar kurşun yemekten memnun görünüyorlar. Ayrıca bazen çok uzaktaki düşmanı bile fark ederken, bazen de düşmanın dibindeki yaratığı farkında olmadan direnip insan gibi dikiliyorlar, şüphesiz burada bazı program hataları mevcut. Fakat sonuçta Opposing Force gerçekten de iyi bir ek görev diski, eğer Half-Life atmosferi solumaya doyamadıysanız tavsiye ederim.