Oyun inceleme

Sim Theme Park (1999)

Kavgayı, gürültüyü unutun. Bugün hep birlikte okuldan kaçıyoruz ve kendimize eğlenceli bir mekan seçiyoruz. Sim Theme Park’a gidiyoruz, hadi!

Bundan dört yıl kadar önce kalplerimizi titreten bir oyunla karşılaşmıştık: Theme Park. Oyun, oyuncuları çocukluklarına yönelik eğlence dolu bir dünyaya davet ediyordu. Bu oyunda amaç bir lunapark kurup olabildiğince çok müşteri kazanmak ve bu masum insanların ceplerindeki son kuruşu kadar parayı almak. Eğlenceli bir park kazandıkça daha çok eğlence aletleri ekleyip parkı daha da cazip bir hâle getirmek fikri, hele de o günlerde bu kadar para harcamanın normal olduğu zamanlar için, hiç de yabancı değildi.

Ne var ki aradan geçen zaman Theme Park’ı hatırlamıyor bile. Oyun hâlâ eğlenceli olsa da, artık çağın gerisinde kalmıştı. İşte bu noktada Sim Theme Park imdadımıza yetişiyor. RollerCoaster Tycoon’un başarısından sonra Maxis, Theme Park serisini eskisinden çok daha derin ve kapsamlı bir hâle getiriyor. Bu yeni oyunda sadece park inşa etmekle kalmıyor, çalışanları yönetiyor, ziyaretçilerin psikolojisini inceliyor, parkın ekonomisini dengede tutmaya çalışıyoruz.

Simülasyon mu? Hiç sanmıyorum…

İsminden başlayalım; Sim Theme Park’ın ismine eklediği “Sim” takısı, oyunun bir simülasyon olduğu izlenimini verse de, aslında oyun daha çok eğlenceli bir strateji/işletme oyunu olma yolunda ilerliyor. Ziyaretçilerin ruh hâlleri, parayı nasıl harcadıkları, hangi oyuncaklardan hoşlandıkları gibi detaylar oyuna eklenmiş olsa da, bunların hiçbiri gerçek bir simülasyon derinliğine ulaşmıyor.

Oyun sizi sürekli daha fazla eğlence aleti kurmaya, parkınızı büyütmeye ve daha fazla para kazanmaya teşvik ediyor. Ancak bu süreçte aşırı mikro yönetimle boğulmuyorsunuz. Her şey nispeten basit ve anlaşılır tutulmuş. Bu da oyunu geniş bir oyuncu kitlesi için erişilebilir kılıyor.

İnsanlara para harcatmanın yolları

Sim Theme Park’ta amacınız ziyaretçilerin cebindeki parayı olabildiğince hızlı ve etkili bir şekilde almak. Bunun için dükkânlar, yiyecek stantları, hediyelik eşya mağazaları kuruyor, fiyatları ayarlıyor ve ziyaretçilerin parkta daha uzun süre kalmasını sağlamaya çalışıyorsunuz. Parkınız ne kadar çekici olursa, insanlar o kadar çok harcama yapıyor.

Ziyaretçilerin beklentileri de parkın temasına göre değişiyor. Korku parkına gelen bir ziyaretçi hız trenlerinden hoşlanırken, çocuklara yönelik bir parkta daha yumuşak eğlenceler ön plana çıkıyor. Bu dengeyi kurmak oyunun en keyifli yanlarından biri.

Genel olarak Sim Theme Park, karmaşık simülasyonlardan hoşlanmayan ama eğlenceli bir yönetim oyunu arayanlar için biçilmiş kaftan. Derinlik arayanlar belki biraz yüzeysel bulabilir, ancak eğlenmek isteyenler için fazlasıyla yeterli.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir