Blog
Pharaoh (2000)
Uzun yollardan gelip şu taşları üst üste koyup şu uçsuz bucaksız kumların üzerinde.
Kanılar sorunsuzluğun arkasındaki dağ…
Oyunu ilk şu karbondan bazlı ilkel insanların sorunları arasındaki dağınıklığın ve güvenin büyüklüğünden, bir kez daha utandıklarını düşünürken, acaba egemenliğimizin elimizden alma ve kalktığımızda, tabii tutmamız gereken firavunluğun bedelini…
Pharaoh, insanlık tarihinin en büyük uygarlıklardan birinin, bugün daha sınırlı gözlemeden deyim yerindeyse sıradan, mühendisliğin esasını, kültürün ve dinin buluşmasından ilettiği yeni bir bakış açısıyla ele alan Mısır İmparatorluğu oyununu konu alıyor.
Ve Karşınızda Firavun
Roma imparatorluğunda hâlâ yoktu, bir vali yönettiğiniz Caesar III’ün ayrıntılı oyun modeli, harika grafik ve sesleri ile güçlü bir eğlence sunmuştu. Pharaoh ise kendisine o kadar hayran yarattı ki, bu oyunun devamı olacakmış gibi tanıtıldı. Taş yığarak veya daha kötüsü kârın başında falan olabilirdik. (Kıyamet)
Impressions’ın Pharaoh’u, haberlerine rastlamaya başladığımızda, hiç kuşkumuz yoktu. Hatta biraz heyecanlandık. Ama kabul edelim: Caesar III’e yakın kalınarak ilerlenmiş, tam anlamıyla yeni bir simülasyon düşünülmemişti. Ama oyunu karşınıza çıkardığınızda, eski alışkanlıklarınızdan arınmak zorunda kaldınız. Karşınızda evrilmiş, bambaşka bir oyun vardı.
Konsept
Pharaoh, milattan önce 2000 ve 700 yılları arasında Mısır İmparatorluğu’nda üç ayrı senaryo içinde bir strateji oyunu sunuyor. Basitçe tanımlamak gerekirse, Caesar III gibi bir şehir kurma oyunu. Şundan farkı var: Mısır’daki şehirler kurarken sadece bina yapmak yetmiyor; ticaret, tarım, din, halkın mutluluğu ve firavunun beklentileri gibi pek çok parametreyi aynı anda yönetmek zorundasınız. Age of Kings gibi bir RTS değil, fakat uçuş simülasyonu… (bu biraz abartı).

Oyun iki farklı oynanış şekline sahip. Ya görevlerden oluşmuş, aynı senaryodan ilerleyebilir ve oyun boyunca bir hikâye eşliğinde devam edersiniz ya da sandbox denilen serbest oyunu seçip kendi imparatorluğunuzu sıfırdan kurabilirsiniz. Zaman içinde dilediğinizce şehrinizi geliştirir, mimari açıdan büyük yapılar inşa eder, ticaret yollarını kurar ve halkın refahını artırmaya çalışırsınız.
Oynanış
Oyun her ne kadar farklı kılsa da, oynanış ve mantık hâlâ Caesar III’tekiyle aynı. Bir yönetici olarak şehrin tüm ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak zorundasınız. Vergiler, üretim, ticaret ve halkın mutluluğu arasında sürekli bir denge kurmak gerekiyor.
Halkınız mutlu olmazsa isyan eder, işçiler çalışmaz, askerler savaşmaz. Bir sorun ortaya çıktığında bunu görmezden gelmek yerine hızlıca çözüm üretmeniz gerekiyor.
Halkınızı mutlu etmek için daha fazla yiyecek, daha iyi yollar, tapınaklar ve eğlence alanları inşa etmelisiniz. Firavunun sizden beklentileri de zamanla artıyor. Bazen size özel görevler veriliyor ve bu görevleri yerine getirmezseniz ciddi yaptırımlarla karşılaşıyorsunuz.
Oyunda az verilen görev yerine getirmek kadar, zaman yönetimi de önemli. Çünkü her kararınız zincirleme etki yaratıyor. Yanlış yere kurulan bir bina, tüm üretim hattını bozabiliyor. Bu yüzden Pharaoh, sabır isteyen ve detaylara dikkat etmeyi zorunlu kılan bir oyun. Ordunuz başarılı oldu mu? Hepsi kalkıp geçirdiler, canlı kalanlar denecek kadar işkenceye maruz kaldı, düşman birlikleri şehrimize doğru yürüyüşe geçti komutanlar da haber gönderdi, oraya gelince [Titin] onun aklı sizin için; iki basit cümle ile savaşların sonuçları size anlatılacaktır.
Grafikler Gelişmiş
Pharaoh, bu tür bir şehir geliştirme/strateji oyununda görebileceğiniz en iyi grafiklere sahip görünüyor. Oyunun grafiklerindeki gelişmeyi görebilmek için başlarda monitöre biraz yaklaşmanız gerekebilir ama ilerleyen safhalarda, şehrinizin ortasından yükselen dev sanat eserlerini seyrederken doyamadığınızı göreceksiniz. Tapınaklar, anıtlar, heykeller ama her şey… Caesar III’tekinden daha detaylı ve ayrıntılı resmedilmiş.
Oyunun görsel yanına verilen özen aynı zamanda oyun modelindeki gelişmenin de bir ispatı. Caesar III’de yangın başında bir felaket meydana gelen şehir sakini, sakince yakar biçimde sakin sakin yürüyüp giderken, Pharaoh’da sakin zavallı insanlar neredeyse her anlaşı karşılaştıkları felaketler sonucunda elleri kolları havada sağa sola koşuşturmaya başlıyorlar.
Felaket demişken aklınıza gelen bir konuya da değinmeden geçemeyeceğim. Bu oyun da Caesar III gibi fazlasıyla insanı olan bir oyun. Dolayısıyla tarlalara gereken özeni göstermezseniz, her yıl Nil taşar ve ürünlerinizi yok eder veya düşmanlarınız sizi kolaylıkla kuşatıp geçer. Caesar III’te savaş tarafını bir kenara bırakarak bir şehrime ağzına kadar saldırı karşısında daha bir iddialı durabiliyordum. Çünkü zevkten dört köşe eğitmiş savaşçı insan destanlarıyla düşmanı daha savaşın ilk saniyelerinde def edebiliyordum. Aynı şey hâlâ da fazlasıyla Pharaoh’da geçerli çünkü Mısırlıların tanrıları ve tanrılarının tapınakları yaşayan bir toplumdu. Oyunda da bu gerçeği göz ardı etmemeniz gerekiyor çünkü oyunun yapımcıları bütün bu ayrıntılara fazlasıyla özen göstermiş.