Blog
FLIGHT SIMULATOR 2000
Dünya Hiç Bu Kadar Gerçek Görünmemişti
Yıllar önce ilk kez Flight Simulator’le tanıştığımda oyuna âşık olmuştum. Belki de bunun nedeni PC’de gördüğüm ilk ciddi oyun olmasıydı. Hiç unutmuyorum, Cessna’yla havaalanında inmeyi başarmıştım, ama bir sonraki uçuşta gidip Golden Gate köprüsüne çakılmıştım. Sonradan kendi PC’mi alınca hep askeri simlerle ilgilendim ve her nedense bana simülasyonları sevdiren oyunun yeni versiyonlarını merak edip araştırmadım bile. Sonra geçenlerde bir gün oynadığım Fly! adlı sivil simülasyon bana neredeyse unuttuğum bu türün neden harika olduğunu tekrar hatırlattı ve beni doğru yola çevirdi. İşin iyi yanı Flight Simulator 2000’in de yurtdışında piyasaya çıktığını, dolayısıyla yakında Türkiye’ye geleceğini öğrenmiştim. Bu duyguyla yazıdan bir gün önce romanı çıkar ama benim konuyu bağlamam gerek. Baylar bayanlar Flight Simulator 2000 aramıza inmiş bulunuyor; çömleğimize hayırlı olsun.

Ben görmeyi aradan geçen 8–9 yılda oynaya oynaya bir değişim, iki oyunun arasında solda duran bir iki kutu New York’un gökdelenlerini temsil ediyordu. Şimdi ise pek çok kent, önemli yapıları ve yeryüzü dokusuyla birlikte ayrıntılı ve birinci elden hissedilebilir. Tabii bunun bir de bedeli var ve bu da çok ağır bir bedel. Ne de ödeneme hazırlarsanız kendinizi oldukça zahmetli hissedeceksiniz. Çünkü oyunun doğru dürüst çalışabilmesi için 128 MB RAM’e ihtiyacınız var ki bu da günümüzde oldukça hafifmiş bir düzey demek. Ayrıca Flight Simulator 2000 bir Microsoft oyunu olduğu için Türkiye’de orijinal olarak bulunduğunda, gidip orijinal kutulu sürümü almanız gece yatığınızda sizi rahatlatacak bir durum. Bunun verdiği iç huzuruyla misli misli uçabilmeniz açısından önemli. Ayrıca bu sayede oyunun oynanışının yanı sıra uçuş dinamiği ve teknikleri hakkında bilgilendiren anlatım bir kitaba da sahip oluyorsunuz; ki bu da oyundan zevk almanızı artırıyor.
Bulut ve Fırtına
Oyunu yüklediğinizde çıkan Getting Started seçeneğini tıklayınca bir video görmüşsünüzle karşılaşıyorsunuz. John von Neumann’a ithaf edilen kısa-kısa uçuş öğretmenleri size oyunun tanıtıyor. İkisi 1950’lerden Amerikan dizilerinden fırlamış izlenimi veriyor. Ben başta bunun bir espri olduğunu düşünüyordum ama değil. Ayrıca FS 2000’in adamın bilgisayarında da yavaş çalıştığını görmek beni sadistçe mutlu etti. Rehberlik kompleksiyle kaplayarak diyen firmalar kimseye kıyak yapmıyor. Oyunda Fly Now seçeneği ile giriyorsunuz ve kullanacağınız uçak modellerinden hava durumuna, uçağınızın coğrafyasından uçuş planına kadar her şeyi seçebiliyorsunuz. Tüm ayarlamaları yapıp uçuşunuzu tamamıyla geçiyorsunuz. Bunun nedeni grafiklerin, özellikle diskten haritayı yükleme yapmasıyla oldukça yavaş kalması. Fly!’ın grafikleri de güzel ama FS 2000’deki ayrıntı ve yüzey kaplamaları çok daha gelişmiş. Yer şekilleri, dağlar, ovalar, ovalardaki tarlalar, kentler hepsi o kadar gerçek görünüyor ki suya yaklaşırken bir oyun grafiği mi yoksa film mi izliyorsunuz diye düşünüyorsunuz. Yere yaklaştıkça, özellikle de kent bölgelerinde durum biraz değişiyor. Bir anda sığındığınız yerlerin bazılarının çok boyutlu nesneler değil, yüzey kaplamaları olduğunu fark ediyorsunuz. Yine de yükseğe bakıp gökyüzüne odaklanınca ve uçuş yaparken hepsi yeniden gerçeklik hissi veriyor. Şimdiye kadar FS serisinde bu kadar ayrıntılı atmosfer ve yüzey hiç olmamıştı. Ufak dönüşler ve hafif saldırılarla manevra yapın. Fazla döndüğünüzde zamanında ters yöne yatıp denge sağlayın. Kontrollü yaklaştığınızda yükselme ve alçalma daha az sorun olur. Ne kadar yüksekten yaklaşırsanız o kadar hızlı kazanmanız gerekir; uçağınızı daha çabuk kurtarırsınız. Jetler daha fazla itiş gücüne sahip olduklarından pervanelilere göre daha rahat tırmanırlar. Ve daha az stall tehlikesi yaşarlar. Buna karşın alçak irtifalarda kontrolü geri almak için sakın çakılmayın ve daha geniş açıyla dönün. Yine de bunu yapmak zorundalardır. Yine de bineceğiniz uçağın limitlerini zorlamayın. Pervaneliler için daha fazla dikkat gerekir. Bu tür oyunlarda en zevkli kısımlardan biri, uçağı indirmek olacaktır; bol bol deneyin.
İsterseniz hava raporunu internetten çekip, o günkü koşullarda gerçekten bir uçuş hazırlayabiliyorsunuz. Gökte bulutlar göreceği duruyor. Güneşi bir hava durumuna göre gökyüzüne konumlandırmak da mümkün. Ayrıca burada gözünüze çarpan detaylar, size biraz yapmacık geldi. Sonuçta şimdiye dek yapılan hiçbir sivil simülasyonda dünyanın bu denli ayrıntılı ve gerçekçi bir modellenmesi yapılmamıştı.
Concorde ve Cessna
Kullanabileceğiniz uçaklar ufak bir Cessna’dan dev bir 747’ye kadar değişiyor. Aralarında kuşkusuz en ilginci oyunun kutusunun kapağında konu olan Concorde. Bu bebelte ses hızının iki katı aşabilir ve alçaktan uçarken kulakların patladığını insanın düşünecek kadar abartılı hissini verebilir. Ben bunun yerine kalkıştan sonra maksimum hız sınırına denk yaklaşmayı ve uçuş manzarasını doya doya seyretmeyi tercih ederim. Bu simülatörde uçakların uçuş modellerini olgunlaştırdığını fark ediyorsunuz; gerçek hayatta uçaklar bazı oyunlardaki gibi öyle lojistik her çektiniz diye anında dönmezler, olan maksimum frenler kullanılır, ağır ve bu itki kullanarak hızlanma manevraları yapılır. Hızlanma sırasında oluşan enerji keskin dönüşlerde anında düşer. Uçağın sürtünme kuvvetine ya da tırmanışları sırasında yer çekimine karşı koyması gerekir.
Köylüler ve Soylular
Yazının başında da belirttiğim gibi her şeyin bir bedeli vardır. Flight Simulator 2000 de bütün bu üstünlüklerin bedelini sistem kaynaklarını acımasızca yerler. En basit kurulumda bile korkunç yavaş performans yaşadım. Öyle ki bir uçak simülasyonu mu oynuyorum, kağnı simülasyonu mu oynuyorum neredeyse belli değildi. Sağ olsun annem geldi iki tokat çaktı da düzeldim, şimdi iyiyim. Aslında normalde grafik akıcı sayılırdı ama uçağın burnunu 2 derece sağa çevirsem harddisk takır tukur yüklemeye başlıyordu. Bundan da anlaşılacağı gibi oyunun bir RAM canavarı var. Bir de düşünün ben 640×480’de oynadım, yüksek çözünürlüklerde ne olur bilemiyorum. Kardinal yüklemeleri saymazsak (saymamak mümkün değil ama) aslında grafik motoru orta düzey bir işlemci ve grafik kartı çoğu uçağı işinizi görür. Yine de örneğin şehirler gökdelenlerin arasında uçağın meydana getirebileceği bir bölgenin animasyonu, çizim duruşları sizi sıkıntıya sokabilir. Ama son teknolojik bir görüntü çipi kullanılırsa FS 2000’in kapağındaki uçağın 32 MB RAM ve 160 MHz bir CPU ile çalışacağı yazıyor. Hmmm… ilginç bir seçenek yönetimi. Bunu yazının üzerinde denemek isterdim.
Sonuçta oyunun adınıdaki 2000 sayısı aslında her şeyi açıklıyor. Microsoft bu simülasyonu şu anda var olan sistemler için değil, konfigürasyonu birkaç sene sonrasını olacak sistemler için tasarlamış ve büyük olasılıkla bundan birkaç yıl sonra yeni sürümünü çıkartmayacak. Oyunun standart sürümü dışında bir de profesyonel sürümü var. Bu sürümde bir C-130, King Air 350, Learjet Bravo gibi askeri uçaklar; Boston, Seattle, Washington, Berlin, Tokyo, Roma gibi dünyanın en önemli kentlerinin üzerinde uçma imkânı veriliyor. Ayrıca kendi uçak modelinizi yaratabileceğiniz bir editör bulunuyor.
2000 Standard ve 2000 Professional sürümleri arasındaki fark, PRO sürümde detaylı uçuş araçları ve eğitim seçeneklerinin bulunması. Bu sürüm daha çok gerçek uçuş eğitimiyle ilgilenenlere hitap ediyor.
2000 bugünün değil, geleceğin oyunu ve hızlı gelişim gösteren bilgisayar donanımlarını bekliyor. Şimdilik de dünyanın bu kadar ayrıntılı modellenmesi, simülasyonlar için devrim niteliğinde. Yalnız baştan uyarayım: sıkı bir makineniz yoksa RAM’iniz ve CPU’nuz size sürekli yetmeyecektir. Belli de bu oyun sizi upgrade etmeye zorlayacak. Yine de eğer içinizde bir simülasyon tutkunu varsa, Flight Simulator 2000’i denemenizi öneririm.